Şerif Lokum

Şerif Lokum: Bu Şehrin Bir Kahramana İhtiyacı Var

By on 9 Mart 2015

7 Aralık 2014 – İstanbul – Sabiha Gökçen Havaalanı

“Ankara Emniyet Müdürü’nün öldürülmesini büyük bir üzüntü ve şiddetli bir elemle karşıladım. Şehadet şerbetini içen Müdür’ümüzün ailesine başsağlığı diliyorum. Bu hain saldırıyı kim gerçekleştirmişse cevabı layıkıyla verilecektir.” Tüm televizyonlarda Cumhurbaşkanı’nın bu son dakika açıklaması geçiyordu. Ankara Emniyet Müdürü bombalı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Tüm Türkiye bir anda bu terör saldırısına odaklanmış, bu saldırıyı kimin yaptığını bulmaya çalışıyorlardı. Kimi stratejistler El Kaide’nin kimileri PKK’nın kimileri ise IŞİD’in düzenlediğini düşünüyor. Hiçbiri bu olanlara bir anlam veremiyordu. Gani Dalfidan İstanbul’a ayak bastığı zaman Türkiye’nin gündemi bu şekilde idi. Bir araba kiralama şirketini arayıp beyaz bir Mercedes istedi. Mercedes’ini beklerken Tantunici İsmet Abi’nin evine giren üç genç hakkındaki bilgilere bakacaktı. Birinin manevi torununun eski erkek arkadaşı olan Rast olduğunu biliyordu. Maili açtı. Üç gencin ismi dosyalar halinde gönderilmişti. Şerif Lokum – Elif Damla Aksu – Rast Sakoç. Üç ismi de okuyunca Gani Dalfidan bunun bir şaka olduğunu düşündü. Lâkin belgeler tüm gerçekliği ile bilgisayarında, önünde duruyordu. Şerif Lokum dosyasını tıkladı. Ailesinin öldüğü, okuduğu okullar dışında bir bilgi yoktu. Elif Damla Aksu dosyasını tıkladığında ise saçma sapan renk dizisinden başka bir şey çıkmıyordu. Bu istihbaratta kullanılan bir şifre idi. Bazı önemli görülen kişilerin bilgileri renkler halinde saklanır, kilide sahip olmayan kişiler okuyamazdı. Gani Dalfidan’ın, Neva’nın dosyaları da bu sistem ile şifrelendirilmişti. Rast’ın dosyasını açtığında ise şaşırmıştı. Zira Rast Sabancı ve Koç ailelerinin tek veliahtı olarak gözüküyordu ve birkaç yıl içinde bu iki ailenin başına geçeceği öngörülüyordu. Öncelikle Şerif Lokum’un ailesine baktı. Baba – anne – kardeş(ler) sırasında ilerlerdi hep isimler. “Fuat – Ayşe – Kemal – Erdal” isimlerini görünce içinden GodDamnIT dedi. Çünkü baş harfler FAKE ismini oluşturuyordu. Bu hemen hemen tüm bilgilerin düzmece olduğunu gösteriyordu. Peki ya bu çocuğa bu ismi kim vermişti? Lokumcuzade Şerif Paşa Osmanlı zamanında yaşamış, yiğitliği ve zekâsı ile nam salmış lâkin tarihin tozlu sayfalarında kalan bir paşa idi. Gençlik yıllarında kendine mahlas olarak bu ismi seçmiş hatta bununla kalmamış bazı istihbarat operasyonlarını bu isim ile yürütmüştü. Elif Damla isminin garipliği ise bizatihi Tantunici İsmet Abi’den geliyordu. Ömrü boyunca evlenmemiş olan İsmet Abi, gençlere derdi ki: Zaman gelecek bir kız çıkacak ismi de Elif Damla olacak. O kız bu ülkenin kaderini değiştirecek. Ben görür müyüm görmez miyim bilmem. Ama ülke gül lokumu gibi lezzetli olacak.  Gani Dalfidan gelen beyaz Mercedes’ine doğru yürürken aklında iki soru vardı? Şerif Lokum’a ismini kim vermişti? Bu üç genci bir arada tutan şey neydi? Bu soruların cevabını düşünürken telefonuna yiğeni Hakan’dan mesaj gelmişti. Bir olay için MİT adına yardım istiyordu. Kim mi Hakan Dalfidan, MIT de Bilgisayar Mühendisliği okumuş ardından belli görevler yaptıktan sonra MİT Müsteşarı olmuştu. Mesajın sonunda da Hakan şöyle diyordu: “Bu şehrin bir kahramana ihtiyacı var amca o da sensin.”

7 Aralık 2014 – İstanbul – X Malikanesi

Bay X, Ankara Emniyet Müdürü’nün öldürülmesinden son derece rahatsızlık duymuştu. Önemli bir makama kendisine sadık birinin gelebilmesi için baya uğraşmış küçük bir servet harcamıştı. Lokumcuzade Şerif Paşa’nın tekrar geri dönmesi, en azından verdiği ilan ile bunu belli etmesi hepten canını sıkmıştı. Önceki yıllarında yapmış olduğu uyuşturucu kaçakçılıklarında, silah satmasında hep istihbarat olarak bu adamın eline düşmüştü. Şu ana kadar Tantunici İsmet Abi’nin öldürülmesi hariç, Lokumzade’ye karşı hiçbir başarısı yoktu. Lokumcuzade ortadan kaybolduktan sonra Yusuf Miroğlu ile bu kadar uğraşmak zorunda kalmıştı. Tüm bu düşünceler kafasından geçerken bir isme ne kadar takık olduğunu düşündü. Sahi bu çok şaşılacak bir şey değildi zira şu an ülkenin gündeminde Fuat Avni nickli birisi duruyordu. Bardağına biraz viski doldurdu.  Bu sırada kapısı çalındı. Gelen adamı önüne bir dosya koydu ve ekledi: “Efendim, Tantunici İsmet Abi’nin evine üç genç kişi girmiş. Burada o kişilerin bilgileri var. Saygılar.” Dedikten sonra kapıyı kapatıp gitti. Dosyayı açan Bay X en önde Şerif Lokum’un adını görünce elindeki  7600$ lık bardağı duvara fırlattı. Birileri Bay X ile dalga mı geçiyordu?

7 Aralık Gecesi – Ankara – Aksu Home

Elif Damla bu olaylardan sıkılmış, birkaç gün kafasını dinlemek istiyordu. Elindeki dosya ile evin terasına çıktı. Telefonundan The Dark Knight Rises – Main Theme i açtı. Sırtına attığı şal ile tüm şehre şöyle bir göz gezdirdi. Elindeki dosya Tantunici İsmet Abi’nin evinde bulduğu Top Secret: Project Fuat Avni dosyası idi. Dosyayı gizlice çantasına koymuştu. Boş vakitlerinde dosyada yazılanları çözmeye çalışıyordu çünkü içinde yazanlar ne harf idi ne de sembol. 6 farklı rengin farklı farklı kombinasyonları ile oluşturulmuş bir dosya idi. Belki de hiçbir şey yoktu sadece bir tantunicinin kendi kendine eğlencesi idi tüm bu olanlar veya birileri bu üç genci test ediyordu. Sessizce şehri izlerken arkadan Şerif, elinde iki kahve ile Elif Damla’nın yanına geldi. “Böyle derin derin ne düşünüyorsun Elif?” “Olan olaylar, yaşadıklarımız, hep bir koşturmaca acaba bu koşturmaca arasında ne kadar kendi hayatımızı yaşayabiliyoruz?” İşaret parmağı ile gökyüzünü göstererek “O bizden ne yapmamızı istiyor? O’na göre nasıl bir kul olmalıyız? Tüm bu sorular kafamı kurcalıyor. Gençlik yıllarımız birer birer güvercin gibi uçup gidiyor. Dünya hızla değişiyor, gündem hızla değişiyor, nehir o kadar hızlı akmaya başladı ki sanki hiç akmıyor gibi… O kadar rasyonel bir dünyaya hapsolduk ki anlatamam. Bazen bu yaptıklarımız adaleti sağlamak uğruna ne kadar doğru… Bir tekkeye kapanmak çözüm mü? Veya başını alıp gitmek yaşamaya dahil mi? Veya evlenip, dünyanın en iyi çocuğunu mu yetiştirsem? Bazen düşünüyorum bana verilenlerin hakkını ne kadar verebiliyorum? Bazen düşünüyorum Şerif, bir köy yerinde doğmuşum, hayatım o köyden ibaret, her şey o kadar net ve belli geliyor ki… Şu an ne olacağı belli değil benim hayatımda. Bak bugün Ankara Emniyet Müdürü şehadet şerbetini içmiş kimbilir belki biz de şehit oluruz.” “Elif, anlıyorum ama öyle ya da böyle yaşıyoruz. Sen yaşamaya devam et.” Elif tebessüm etti. Şerif’e doğru döndü. Gözlerine baktı. “O değil de Şerif, eğer âşık olamadan ölürsem, kimse bana âşık olmadan ölürsem üzülürüm.” Tebessüm etme sırası Şerif’te idi. “Eğer 32 yaşına kadar kimse sana aşık olmazsa ben sana olurum ama sen bana olur musun bilemem?”  Elif usulca Şerif’in yanına yaklaştı ve yanağına bir buse kondurdu. “Elbette gelecekteki aşkımcım.” Dedi. Sonra şehre tekrar baktı. Yüzündeki tebessüm bir anda hüzne dönüştü. “Bu ülke için üzülüyorum ama elimden ancak bu kadarı geliyor.” Elif terasın kapısına doğru yöneldi. “Elif nereye gidiyorsun?” “Şerif, Ankara’nın değil, Türkiye’nin bir kahramana ihtiyacı var.” Diyerekten merdivenlerden aşağı indi. En alta girip, bilgisayarı açtı. Açılır açılmaz direk karşısına şifre isteyen bir sayfa gelmişti.

Username: fuatavni_f

Password: ********

Elif Damla tebessüm etti şu 80 milyonluk ülkede kaç insan Fuat Avni’nin bir genç kız olduğunu düşünüyordu ki?

Gelecek Bölüm: 15.03.2015

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın