Öykü Şerif Lokum

ŞERİF LOKUM VE AHBAPLARININ AŞIRI ENTERESAN MACERALARI: 4. BÖLÜM

By on 28 Şubat 2015

7 Aralık – Şerif Lokum’un Mahzeni – Ankara

Üçü birden olaylardan sonra beyin fırtınası yapmak üzere Şerif Lokum’un mahzen diye adlandırdığı yere gitmişlerdi. Burası Şerif Lokum’un dedesine ait olan bodrum katta bir evdi. Şerif nadiren buraya gelirdi. Düşünmek için odaya geçtiler. Tüm bu yaşananları, bulduklarını bir araya getirmek beyin fırtınası yapacaklardı.

Şerif (Ş): Evet arkadaşlar şimdi yaşananları kısaca bir özetleyelim. 5 Aralık günü Kafe de Ankara’da otururken, köşedeki tantunici öldürülüyor. Öldürülürken sema pozisyonu verilmiş. Öldürülen kişi ayağı ile 6 Ocak 2015, 20:00 ve Şun yazmış. Bundan daha öncesinde ise ben tantuni aldıktan sonra iki kişi daha tantuni alıyor ve ondan sonra farları yakıyor. Farlar mors alfabesi ile AK ve GANDALF mesajlarını veriyor. Arabanın plakası 06 TAN 76. Adam öldürülmeden önce bölgedeki mobese kayıtları her nasılsa siliniyor. Bu adam öldükten sonra tantuniciler yas ilan ediyor. Öldürülen tantunicinin evinden MHP nin kurucusu ile ilgili fotoğraflar çıkıyor. Yüzüklerin Efendisi adlı filme ait bir filmin afişi var. 17 Aralık tarihinde gösterime girecek olan Kralın Dönüşü adlı film. Aynı zamanda Fuat Avni projesi adı altında evinden bir dosya çıkıyor.

R: Bugün de gazetelere ne ilginçtir ki Lokumcuzade Şerif Paşa adı altında biri Tantunici İsmet Abi’nin vefatı ile ilgili bir ilan veriyor.

E.D. : Ben internetten herhangi bir bilgiye ulaşamadım. Lokumcuzade Şerif Paşa hakkında.

Ş: Şimdi olayların bağlantı noktalarını açıklamak gerekirse İsmet Abi, 6 Ocak 2015 tarihine işaret ediyor ki bu benim ailemi yangında kaybedişimin 10. Yıl dönümü aynı zamanda ailemin mezarlarının başında yazan yazı, İsmet Abi’nin çalışma masasında yazıyor ve bu yine aynı filmden alınan bir replik üstelik Gandalf’a ait. Daha sonra Elif Damla ile çekilen bir fotoğrafı var ve Rast’ın tefekkürhanesinde bulunan hat yazısının tıpatıp aynısı duvarda asılı bir şekilde duruyor. Bir de bugün ilan veren ile benim ismim arasındaki enteresan benzerlik söz konusu.

R: Şerlok sana ismini veren kim?

Ş: Bilmiyorum, dedem koymuş olabilir ama tam hatırlamıyorum. Yangından sonra aşırı dumana maruz kalmam hafızamın büyük bir kısmını kaybetmeme sebep olmuş.

R: Deden ne zaman vefat etmişti?

Ş: Yangından önce ama tam zamanını da bilmiyorum. İsmini dahi hatırlamıyorum. Tek aklımda olan bu.

R: Eda sendeki o fotoğrafı kim çekti?

E.D. : Babam çekmiş. Ben küçükken.

R: Baban o zaman İsmet Abi’yi tanıyordur. Onunla bir konuşsan belki birkaç bilgi edinebiliriz.

E.D. : Şu an yurtdışında. Türkiye’ye geri dönünce sorarım. Sahi sendeki o hat yazısını kim hediye etmişti?

R: Neva…

E.D. : Yanlış hatırlamıyorsam Neva, Orta Dünya hayranı bir kız idi değil mi? Tolkien sevdalısı idi.

R: Evet. Tüm kitapları en az 5 er kez okuduğunu söylerdi. İlgili tüm teorileri takip ederdi. Hatta sırf Tolkien’i daha iyi anlayabilmek için filoloji üstüne çalışıyordu.

E.D. : İlginç bir şekilde arada çok kuvvetli bir bağ var. Ama hala tam aydınlanabilmiş değil.

Şerif Elif Damla ile Rast’ın akıl yürütmelerinden kopmuş. Kendi iç âleminde 6 Ocak tarihini ve yazıları düşünüyordu bir de şu gazeteye ilan veren malum şahıs kim idi? Tüm bu sorular kafasından geçerken Elif Damla’nın telefonundan bir bildirim sesi geldi. Rast ve Şerif aynı anda Elif Damla’ya baktılar. Elif telefonuna bakınca, önemli değil ya bildirim Biletix uygulamasından gelecek ayın etkinlikleri diye bildirim göndermiş. Şerif usulca yerinden kalktı. Elif Damla’nın elinden telefonu aldı. Uygulamayı açtı. 6 Ocak tarihindeki etkinliklere baktı.

  • Ezginin Günlüğü & Semazen Gösterimi
  • 6 Ocak 2015 – Saat: 20:00 – Meb ŞURA Salonu

R: Yani ölen adamın kastettiği şey bu etkinlik mi?

Elif Damla hemen o an çektiği fotoğrafa baktı. “ŞUN” kelimesini büyütünce aslında N harfinin tam N olmadığı R-A arası karışık bir şey olduğunu fark etti.

E.D. : Zaten adamın evinde Ezginin Günlüğü çalıyordu. Tüm bu olanları anlamakta zorluk çekiyorum. Her şey birbiri ile ilişkili ama ortada hala soyut bir şey yok. Bu olay zeki bir kızın bir erkeği parmağında oynatması gibi.

Ş: Nasıl yani?

E.D. : Zeki bir kız eğer bir erkeği süründürmek isterse onu belirsizlikler içinde bırakır lâkin bunu susarak değil, onun kafasını karıştırarak yapar. Tüm buluşma boyunca ilgisiz gözükür ama ayrılırken öyle bir cümle kurar ki ya da bazı kelimeleri öyle bir seçer ki erkek nereye çekse gelir. Her şey ile bağlantı kurabilir o an. Ama ortada hiçbir şey yoktur.

R: Arkadaşlar tamam da konser ve cinayet ne alaka…

Ş: Belki konser alanını patlatacaktır bir terör örgütü

E.D. : Belki solisti sahnede vuracaklar

Ş: Belki o konserde çok önemli bir bilgi aktarımı olacak

E.D. : Ya da biz yanıldık belki bu konser ile hiçbir alakası yok.

Ş: Belki…

R: Tamam tamam. Konser ile bir alakası var bence zira Ezginin Günlüğü ile sema gösterisi ne alaka? Az çok bu tür şarkıları dinleyenler bunu idrak edebilir. Bir şeyler çok garip gidiyor. Ama olan bu gariplik hakikatın ta kendisi aslında.

Üçü o akşam olacak olan konser için biletlerini almıştı bile çoktan.

7 Aralık – Konya – Gani Dalfidan’ın Evi

Gani Dalfidan hastaneden çıkmıştı. Evine geldi. Kilerin kapısını açtı. Metalik gri, bilim kurgu filmlerinden çıkmışa benzer olan sandığı açtı. İçinden tıraş makinesini çıkardı. Banyoya geçip, uzun süredir uzattığı sakalları kesti. En sonda ustura ile sinek kaydı bir tıraş oldu. Tıraş makinesinin başlığını değiştirip, saçlarını kesmeye başladı. Askerlik yıllarından kendi saçını kendisi çok rahat şekilde kesebiliyordu. Saçını da kestikten sonra aynada kendini baktı. Açılan yüzü deniz mavisi gözlerini ortaya çıkarmıştı. Saçını yıkadı, kurutup şekil verdi. Bu sırada kapı çaldı. Büyükçe bir kutu kargo olarak gelmişti. Kutuyu alıp, açtı. İçinde son model bir laptop, tablet, akıllı telefon, modem vardı. Kargo geldikten yarım saat sonra bir telefon şirketi gelmiş ve evin internet bağlantısını kurmuştu. Gani Dalfidan bu aletlere tiksinti ile baksa da artık kullanmak zorunda idi. Zira dün verdiği ilandan sonra açık bir savaş içine girmişti. Sistemi kurmadan önce çekmecesinden bir saman kağıdı çıkardı. Sadece şunu yazdı:

  • 5. günün şafağında doğuya bak.
    • Gani Dalfidan (LŞP)

Bu mektubu İstanbul’da yaşayan emekli albay Veli Kordon’a gönderilecekti. Mektubun adresini eksiksiz şekilde yazdıktan sonra fotoğraf albümüne baktı. İsmet Abi, Veli ve Gani yan yana idiler. Yeni aldığı laptopu açtı. İstanbul’a gitmek üzere bir uçak bileti aldı. Uzun süre önce ne olur ne olmaz diye aldığı kredi kartı tüm numaralarını ezberinde idi. Hızlıca girdi. Bilet alınmıştı. Telefonu açtı. Tanıdığı bir arkadaşının galerisi vardı ve araba kiralama işine de girmişti. Onu arayıp bir adet teypli beyaz Mercedes  kiralamak istediğini söyledi. Sonra internetten Tantunici İsmet Abi ile ilgili bir bilgi olup olmadığına baktı. Şehrin mobese kayıtlarına girdi. Arabasının plakasını hala dün gibi hatırlıyordu. 06 TAN 76. Araba plaka takibi yaptırdı. Herhangi adam akıllı bir bilgiye ulaşamamıştı. Ankara Emniyeti’ni arayıp, Emniyet Müdürü ile görüşmek istediğini söyledi. İlk başta ret yediyse de en sonunda ısrarlara dayanamayan sekreter Ankara Emniyet Müdürü’ne bağladı. Ankara Emniyet Müdürü’ne istediği bilgileri söyledi. Ankara Emniyet Müdürü ise gülerek karşılaşmış ve telefonu kapatmıştı. Gani Dalfidan karşılaştığı bu hareketten hiç memnun olmamıştı. Bir arkadaşına bir mesaj attı. O sırada saate baktı uçağın kalkmasına az kalmıştı. Kiraladığı Mercedes evin önüne gelince, ilk postaneye gidip mektubu verdi. Hava alanına doğru giderken ceketinin cebinden bir Müslüm Gürses kaseti çıkarıp kasetçalara koydu. En sevdiği şarkılardan olan Nilüfer adlı eseri dinleyerek hava alanına doğru gitti. Hava alanına varınca wi-fi ile SnapChat uygulamasını indirdi. Manevi torununa selfie çekip üstüne “uçak bekleme keyfi” yazarak gönderdi. Gani Dalfidan asker olmasının yanı sıra aynı zamanda da yüksek fizik alanında uzman, bilgisayar mühendisi idi. Kriptoloji alanında birçok çalışmalar yapmış. İnternet teknolojisinin Türkiye’ye getirilmesinde işin arka planındaki şahıstı. Uçağa doğru yürürken yüzünde bir tebessüm vardı. Artık satranç oyunu başlamıştı. Bu sırada telefonuna bir mesaj geldi: “İşlem tamam. Bilgiler mail ile gönderildi.” Gani Dalfidan tebessüm etti ve içinden  “Yaşasın Derin Devlet” dedi. Gelen mailine bakmak için laptopunu açtı. İçinde mobese kayıtları, çekilmiş fotoğraflar vardı. İsmet Abi’nin evinin etrafında görülmüş üç genç vardı. Gençlerden birinin siması tanıdık gelmişti. Fotoğrafı yakınlaştırınca bu kişinin Rast olduğunu anladı. “Neva’nın erkek arkadaşının bu olayla ne alakası var?” Manevi torununa direk mesaj atacaktı ki böyle bodoslama girmesinin doğru olmayacağını düşündü. “Kızım 6 Ocak’ta ne olacak? Çok merak ettim :)” diye mesaj attı. Gelen cevap “Ezginin Günlüğü konseri ile sema gösterisi var oraya bilet aldım. Seversin diye düşündüm. Şu an arkadaşlarlayım, görüşürüz.” Gani Dalfidan’ın keyfine diyecek yoktu. Kulaklığını takıp Müslüm Gürses dinlerken, arkadaki yolcuların konuşmasını duydu: “Duydun mu Ahmet, Ankara Emniyet Müdürü görev yerinde öldürülmüş.”

Gelecek Bölüm: 08.03.2015

TAGS
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın

Şahinzâde
Ankara

Kalbinden aşina ol; dıştan yabancı görün Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.

Kategoriler
Sosyal Medya
Twitter
  • Ankara'da öyle bir soğuk var ki dışarıda üç dakika dursanız; üşümeniz otuz dakika boyunca geçmiyor. Evde bile.

    Tweeted on 02:55 PM Dec 07

  • Dört güzel insan. https://t.co/HtV29aE5WT

    Tweeted on 01:24 PM Dec 04

  • Uzun sürenin ardından bir şey çiziktirdik. Buyurun. -- https://t.co/aPnRgKe8Dx

    Tweeted on 02:55 AM Dec 02

  • Yasadır değişmez: Ankara'da hava ne kadar soğuksa, Bilkent Kütüphanesi o kadar sıcaktır.

    Tweeted on 09:47 AM Nov 30

  • Şarabî parçası eşliğinde sanatçıların fotoğraflarının teker teker geldiği bu introdan daha iyi bir intro gelmedi. -… https://t.co/g1nq6O01GF

    Tweeted on 04:07 AM Nov 30

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Kumpanya Blogları