Öykü Şerif Lokum

Şerif Lokum ve Ahbaplarının Aşırı Entresan Maceraları: Bölüm 3

By on 21 Şubat 2015

6 Aralık 2015 – Rast’ın Tefekkürhanesi – Ankara

“Aşk bu değil, yapma güzel…” Arkada Birsen Tezer çalarken Rast düşünmek için üst kattaki tefekkürhanesine çekilmişti. Bu odanın çok sade bir tasarımı vardı. Odanın tavanında küçük bir pencere vardı. Bazen teleskopu ile gökyüzüne bu pencereden bakardı. Onun dışında yerde sade ama eski bir halı. Yerde ise hasır minder, önünde büyükçe bir masa ve masanın karşısında ise boydan boya olan kütüphanesinin küçük bir kısmı vardı. Kitaplarının bulunduğu duvarın karşısında ise eski bir dünya haritası, Türk bayrağı ve hat ile yazılmış Beled suresinin 4. Ayeti vardı. Köşede duran gramofona bir 45’lik koydu. Bu 45’lik Seyyan Hanım’a ait olan bir plaktı. Aşk Mevsimi adlı eser çalıyordu. “Vefa umma güzelden, vazgeçme sen emelden, kaparlar gider elden, bu işte ısrar olmaz…” Kitaplarının arasından Risalet-ün Aşk adlı eseri aldı. Bu eser tefekkürhanesindeki 1900 sonrası tek kitaptı. Bu kitap 2013 yılında hazırlanmıştı. Normalde bu kitabı hayatta bu eserlerin arasına koymazdı. Lâkin bu kitap hediye olarak gelmişti. Kitabı toplayan da hediye eden de aynı kişi idi. Sadece iki nüshası vardı ve el yazımı idi. Bu plakı hediye eden de aynı kişi idi. Risalet-ün Aşk’ın ilk sayfasını açtı.

Raks ederken bülbüller gönül diyarında

Aşk bu, vücut bulur sevgili nazarında

Size aşkı anlatmak ne mümkün bayım

Terennüm ederken oku dudaklarımdan

İlk şiiri okuyunca kitabı kapattı. Gökyüzüne baktı. Gözleri dolmuştu. Geçen yıl bu sıralar belki de hayatının en saadetli yıllarını geçiriyordu. Usulca ayağa kalktı. Oda içinde volta atmaya başladı. Neva geçen yıl kanserden dolayı vefat etmişti. Neva Rast’ı etkileyebilen tek kızdı. Sessizliği ile Rast’ın aklını başından almıştı. Sonra gramofonu kapatıp, bu cinayet hakkında düşünmeye başladı. Bir kişi sema pozisyonunda öldürülüyordu, bir afiş vardı ve sonra ortalıklardan kaybolmuştu, bir tantunici neden öldürülsündü ve en önemlisi de araba farlarının AK GANDALF diye mesaj vermesi… Tüm bu parçaları bir araya getirmekte zorlanıyordu. Daha fazla bilgiye ihtiyacı vardı. Tefekkürhanesine girdiği zaman telefonunu ve diğer elektronik eşyalarını odanın dışında bırakırdı. Bu yüzden onu bekleyen bir beş kardeş vardı.

6 Aralık 2015 – Konya Mevlana Hastanesi

Baygınlık geçiren Gani Dalfidan gözlerini açtığında başında genç bir doktor gördü. Doktor, usulca “Nasılsınız efendim?” diye sordu. En son hatırladığı Tantunici İsmet Abi’nin cenaze merasimi idi. Yatağından hafifçe doğruldu.

  • İyiyim, biraz demirhindi şerbeti içsem hemen kendime gelirim. Bir de evladım, beni buraya kim getirdi?
  • Üç genç getirdiler, sonra bırakıp gittiler.
  • Anlıyorum. Evladım buraya bir gazeteci çağırabilir misin?
  • Peki
  • Teşekkür ederim.

Doktor çıktıktan sonra Gani Dalfidan tekrardan düşünmeye başladı. Sema gösterisi, üç hilalli yüzük… İsmet Abi’nin milliyetçi olduğunu bilmeyen yoktu. Alparslan Türkeş bile ara sıra gelip Tantunici İsmet Abi’nin tantunisini yer. Memleket meseleleri üzerine hasbihal ederlerdi. Anlatılanlara göre sadece Alparslan Türkeş değil, Abdullah Çatlı, Nihal Atsız, Deniz Geçmiş o dönemin önemli figürleri hep İsmet Abi’nin tantunisinden feyz almışlardı. Bu ölüm seremonisinden sonra Gani Dalfidan’ın kafasında Tantunici İsmet Abi’nin aslında kim olduğuna dair bir tereddüt oluştu. Bu sırada gazeteci genç odanın kapısını tıklatıp içeriye girdi. Gani Dalfidan gülümseyerek gence oturmasını işaret etti ve konuşmaya başladı:

  • Evladım ben bir gazeteye ölüm ilanı vermek istiyorum. Lâkin hiçbir şekilde nereden, nasıl verildiği hakkında herhangi bir bilginin üçüncü şahıslarla paylaşılmasını istemiyorum. Bu ilanı Konya sayfasında değil, İstanbul, Ankara ve İzmir yerel sayfalarında yayınlanmasını istiyorum. Para meselesi sıkıntı değil. İlanda şu şekilde olacak: “Başkalarının aşkıyla başladı hayatı ve sonuna geldiğinde aşk yazılmamış olsa bile adının üzerine, adını aşkın üzerine kendisi yazdı ve bu diyarı terk eyledi. Tantunici İsmet Abi hakkın rahmetine kavuştu. Sevenlerinin başı sağ olsun.”
  • Efendim peki ilanın altına ne yazalım. Bu taziyeyi veren kim?
  • İllâki bir şey yazılmak zorunda mı?
  • Efendim diğer türlü sayfa editörüne kabul ettiremem.

Gani Dalfidan düşündü. Tebessüm etti.

  • O zaman Lokumcuzâde Şerif Paşa yaz.

6 Aralık 2015 – Ankara Mezarlık.

Şerif kendine geldiğinde üstü başı toprak içinde kalmıştı. Yağan yağmur sebebiyle sırılsıklam olması da cabasıydı. Biraz oturdu. Ne kadar baygın kaldığını hatırlamıyordu. Ailesini kaybettiği elim yangının 6 Ocak’ta olması ve ölen kişinin ölmeden önce 6 Ocak’ı işaret etmesi Şerif’in içine bir kor gibi düşmüştü. Şerif tesadüflere inanan birisi değildi, her şeyin mutlaka birbiri ile bağlantısı olduğuna inanırdı. Biraz toparlandıktan sonra aşağıya doğru indi. Bir tantuni yiyip kendine gelmesi lazımdı. Tantunicilerin yanına gitti. Her tantunicinin kolunda siyah bir bant vardı ve her tezgâhın önünde küçük bir ayna vardı. Tantuniciye neden böyle olduğunu sordu, cevap alamadı bir daha sordu yine cevap alamadı, bir daha sorunca tantunici “İçimiz damar damar parçalasa da dışımız lâl gibi sessiz” dedi. Şerif durumu anlamamıştı. Tantunicinin arkasında oturan yaşlı amca söze girdi: “Evladım meşhur bir tantunici vardı, eskiler bilir Tantunici İsmet Abi dün tezgahının başında ölü bulunmuş. O yüzden bütün tantuniciler yasta bugün.” Şerif’in birden gözleri parladı. Sormaya devam etti. “Peki bu tantunicinin özelliği neydi ki?” “Evladım, çoğu tantunicinin manevi babası sayılırdı. Derme çatma bir evde otururdu gariban hemen şu mezarlığın arkasında. Günyüzü göremeden bu dünyayı terk etti.” Şerif aldığı bu bilgi karşısında sevincinden amcaya koşup sarılmamak için kendini zor tuttu. Tantuniyi alıp, yemeden arabaya doğru gitti. Rast’ı aradı açmamıştı. Elif Damla’yı aradı o açtı yaşadıklarını anlattı onu kantinde beklemesini ve Rast’a ulaşmasını söyledi. Elif bunun üzerine Rast’ı 19 kez aramış ama ulaşamamıştı. Başına bir şey mi geldi korkusu ile taksiye atlayıp Rast’ın evine gitti. Zile uzun uzun bastı. Rast tefekkürhanesinden çıkıp aşağıya inerken kim bu beni rahatsız etti diye düşünüyordu. Kapıyı açınca Elif Damla’yı gördü. “Eda tefekkürhanemde idim ya neden rahatsız ediyorsun beni…” demesiyle Elif Damla’nın Rast’a tokat atması bir oldu. “Hemen kantine gidiyoruz, Şerif ölen tantunicinin evini bulmuş.” Rast bunu duyar duymaz hemen koşarak yukarı çıktı, üstünü değiştirdi. Tefekkürhanesinin kapısının açık olduğunu gördü. Kapısını kapatmak için içeri girdiğinde kitabı sehpanın üstünde kaldığını gördü. Hızlıca üstünden alırken, elinden kayıp kitap yere düştü. Kitap yere düşünce içinden Neva’nın fotoğrafı da yere düşmüştü. Fotoğrafı alırken acı bir tebessüm ile arkasına baktı. Bir not vardı. “Mühim olan samimiyet :)” yazıyordu. Altında da Neva Dalfidan…

6 Aralık 2015 – Tantunici İsmet Abi’nin Evi

Kantinde buluşmuş, hemen Tantunici İsmet Abi’nin evine gitmişlerdi. Cidden ev dışarıdan bakıldığında çok derme çatma duruyordu. Rast çilingirlik marifetini göstererek evin kapısını açmayı başarmıştı. Evin içerisi çok sade bir şekilde tasarlanmıştı. Bir büyük salon, bir yatak odası, bir küçük oda, mutfak, banyo ve tuvaletten oluşuyordu. Salonda İsmet Abi’nin çektirdiği fotoğraflar vardı. Bir de hat ile yazılmış bir ayet vardı ama Şerif tam çıkaramamıştı. Rast baktığında biraz tedirgin olduğu yüzünden belli oluyordu zira kendi tefekkürhanesindeki hattın tıpatıp aynısıydı. Elif Damla ise duvarda asılı olan bir fotoğrafa takılıp kalmıştı. Şerif yanına gidip sordu: “Ne oldu Elif?” Elif gözleri dolu bir şekilde fotoğrafı gösterdi. Bir festival alanı idi. Tantunici İsmet Abi ve Devlet Bahçeli yan yana arkada da bir sürü fotoğraf çekilmişti ama Devlet Bahçeli’nin kucağında bir kız çocuğu vardı ve onların hemen önünde bir kişi de sadece Devlet Bahçeli’yi çekiyordu. Sonra dönüp dedi ki: “Bu kız çocuğu benim.” İlginç bir şekilde evde bulunan eşyalarla Rast ve Elif Damla’nın bağlantısı çıkmıştı. Şerif acaba benim de bir bağlantım çıkacak mı diye düşündü. Salona göz atıklarında köşede eski bir gramofon ve üstünde bir plak gördüler. Gramofonu çalıştırdıklarında Ezginin Günlüğü – Aşk Bitti adlı eser çalmaya başladı. Eser güzelce çalarken “kalır bir durakta, yırtık bir afişte, yırtık bir afişte, yırtık bir afişte, yırtık bir afişte…” diye tekrarlamaya çalıştı. Rast’ın aklına kaybolan afiş geldi. Salondaki yastıkların içlerine baktı, koltuk altlarına, halının altılarına, fotoğraf arkalarına baktı lâkin hiçbir şey yoktu. Yatak odasına girdiklerinde ise sadece bir yatak bir de gaz lambasından başka bir şey yoktu. Şerif her ihtimale karşı yorgana, yastığa baktı ama tamamen boştu. Çalışma odasına geldiklerinde ise kapının üstünde üç hilal vardı. Ve kapının açılması için üç adet yüzük gerekiyordu normalde. Lâkin Rast kapıyı kırmanın daha doğru olacağını düşündü zira çilingirlikle açması zor olacaktı. Tam kapıyı kıracaklarken Elif, bir dakika dedi. Ve kapı kolunu aşağıya doğru itti. Kapı açılmıştı. İçeri girdiklerinde bir çalışma masası, bir sürü dosyalar vardı. Çalışma masasının karşısında el yazısı ile yazılmış şu söz vardı. “Yaşayan pek çok kişi ölümü hak eder. Ölülerden bazıları da yaşamı… Yaşamı onlara verebilir misin? Ölüm hakkında karar vermekte aceleci olma. En bilgeler bile her sonucu bilemez” Şerif yazıyı okuyunca tebessüm etti çünkü bu aile mezarlığının en üstünde yazan yazı idi. Böylelikle üçünün de buradaki eşyalarla bir bağlantısı olduğu ortaya çıkmıştı. Elif Damla yazıyı okuyunca: “Bu Gandalf’ın bir repliği ne alakası var ki?” dedi. Şerif’in gözleri bir kat daha açılmıştı. Araba farından verilen Gandalf mesajı, ailesinin mezar taşında Gandalf’ın sözü, ailesinin ölüm 10. Yıldönümünün yazması… Şerif’in kafası iyice allak bullak olmuştu. Bu sırada Rast odayı harıl harıl karıştırırken bir kenarı yırtık afiş buldu. Arkadaşlarına seslendi, afişi usul usul açtılar. Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü afişi idi.

The_Return_of_the_King_Poster_01

İlk başta yine Orta Dünya ile ilgili bir mesaj olduğunu sandılar. Yalnız filmin vizyona gireceği tarih Şerif’in dikkatini çekmişti. 17 December yani 17 Aralık… Bu hükümetin Darbe olarak adlandırdığı tarihti ve farların birinde AK yazıyordu. O sırada Elif Damla masanın üstündeki dosyayı almış inceliyordu. Üzerinde eski alfabe ile birkaç şey yazıyordu. Rast’a uzattı. Rast ilk başta anlayamadı. Sonra fark etti ki eski alfabe ile İngilizce yazılmıştı. O zaman okumaya çalışınca şu çıkıyordu: “Top Secret – Project: Fuat Avni”.

6 Aralık’ı 7 Aralık’a Bağlayan Gece – Mekan X – Ankara

Bay X masanın üstünde duran 76.000.000 $ lık vazoyu sinirinden duvara atmış ve paramparça etmişti. Önünde yarın çıkacak olan Terane gazetesinin İstanbul, Ankara ve İzmir yerel sayfalarındaki ölüm ilanı duruyordu. İsmet’i öldüğünü artık bu defterin kapandığını sanıyordu. Tatil için Maldiv Adalarındaki yerini bile ayarlamıştı. Lâkin bugün verilen ilân ve ilanı verenin Lokumcuzâde Şerif Paşa olması tüm planlarını alt üst etmişti. Zira onu yaklaşık 10 yıl önce öldü sanıyordu. Adamlarına kızıyor. Silahla duvarlara ateş ediyordu. Bu sırada bir elemanı izin isteyerek odaya girdi. Bir zarf bıraktı. Sinirli bir şekilde zarfı yırttı. İçinden iki fotoğraf çıktı. İlk fotoğraf bir kafede çekilmişti, beyaz kazaklı kız arkadaşları ile bir masada oturuyor, arka masadaki çocuk da kıza bakıyordu. İkinci fotoğrafta ise beyaz kazaklı kız mezarlıkta yalnız başına yürüyordu. Sinirinden etrafı dağıtan Bay X bu sefer kahkaha atmaya başladı. Oyun yeni başlıyor Lokumcuzâde…

TAGS
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın

Şahinzâde
Ankara

Kalbinden aşina ol; dıştan yabancı görün Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.

Kategoriler
Sosyal Medya
Twitter
  • Ankara'da öyle bir soğuk var ki dışarıda üç dakika dursanız; üşümeniz otuz dakika boyunca geçmiyor. Evde bile.

    Tweeted on 02:55 PM Dec 07

  • Dört güzel insan. https://t.co/HtV29aE5WT

    Tweeted on 01:24 PM Dec 04

  • Uzun sürenin ardından bir şey çiziktirdik. Buyurun. -- https://t.co/aPnRgKe8Dx

    Tweeted on 02:55 AM Dec 02

  • Yasadır değişmez: Ankara'da hava ne kadar soğuksa, Bilkent Kütüphanesi o kadar sıcaktır.

    Tweeted on 09:47 AM Nov 30

  • Şarabî parçası eşliğinde sanatçıların fotoğraflarının teker teker geldiği bu introdan daha iyi bir intro gelmedi. -… https://t.co/g1nq6O01GF

    Tweeted on 04:07 AM Nov 30

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Kumpanya Blogları