Öykü Sevdiği X Çıkınca

Sevdiği Hukukçu Çıkınca

By on 6 Aralık 2014

Kahramanımız, bu son yaşadığı entel kız olayından sonra kendini yemeğe, gezmeye ve tozmaya vermişti. Bir gün kantinin önünde sigara içerken, dışarıdaki masanın üstündeki gazete dikkatini çekti. Gazetede, çocukları öldüren bir seri katilin meşru müdafaa sebebine dayanarak serbest kaldığı yazıyordu.

“Lanet olsun bu hayata lanet olsun bu hukuka dırım dırım, bu dünyanın çivisi çıkmış, ah adalet neredesin?” diye kendi kendine sorunca, haksızlığa tahammül edemediği, içinde bitmek bilmeyen bir adalet duygusu olduğunu hissetti. Tam sigara izmaritini çöp kovasına Kobe Bryant’ın 3 lük attığı gibi atmış, kapıya doğru dönecekken bir grup kızlı erkekli grubun önünden geçtiğini gördü. Diğerlerine nazaran biraz daha cool takılan çocuk, gruptan bir kıza “Bak sinemaya geliyorsun, onlara sinemaya gittim diyorsun, tamam tamam geliyorsun…” diyerek onu ikna etmeye çalışıyordu. Ellerinde mavi küçük kitaplar olan güruhun hangi bölümden olduğunu anlamak isterken, kızın biri “Aaa bak biz bunu CEZA HUKUKUNDA görmemiş miydik? Hukuka uygunluk nedeni…” deyince, sanki aklındaki karanlık odalarda bırak ampülü, avizeler yanmıştı. İçinde böylesine bir adalet duygusu varsa tabiki de hukukçu bir kız ile çıkması en doğal olanıydı. Bu sefer kendisinden emindi. Diğerleri hep dışsal bir etki ile oluşmuştu gerek tikinin güzelliği, gerek romantik islamcı ve entel hanım abla… Hepsi bir dış sebebe bağlı idi ama bu sefer içindeki adalet duygusu ile yönelecekti. İstemsizce “Aşkın kanununu yazsam yeniden…” deyip kendi çapında dans etmeye çalışınca… Çanta sanki adım adım yukarıya doğru kalktı, kız da sanki bu tevafuku gerçekleştirmek için usul usul yürümüştü, hafif rüzgar kızın boynundaki şalı uçuruyor bir an masa başında toplanan arkadaşlarına bakmak için yüzünü çevirince çanta eline çarpıyordu. Elindeki notlar, kitaplar eşini gaib eyleyen bir kuş gibi yere düşüyordu. O sırada John arkada kemanını almış, Por Una Cabeza‘yı çalıyordu. Derin mavi bir kitap tango yaparcasına kendini yere bıraktı. İkisi de aynı anda yere doğru eğildiler. Sanki siyah-beyaz olmuştu o an her yer. İlk önce göz göze geldiler. Kahramanımız anlamıştı bu kızın hukukçu olduğunu çünkü öyle bir bakışı vardı ki Anayasaya aykırı yönetmelik çıkarırdı. Mahcup bir sesle “Özür dilerim” dedi. Kız tebessüm ederek başını sallamıştı. Yerden notları alırken notların üstündeki isme baktı. Ne yazık ki notların üstünde isim yazmıyordu. Kızın arkadaşı koşarak yanına geldi. “Ayyy Adile Su bir şey yok değil mi canım?” Yok yok diye cevap verdi. Kahramanımız hem yaptığı epic failden dolayı hem de karşısındaki kızdan etkilendiğinden dolayı tekrar özür dileyip oradan ayrıldı. O sırada grupta bulunan bir kız “AdileSu, sıkıntı varsa dıkşın dıkşın ;)” dedi. Gruptakiler kahkaha atarak kütüphaneye doğru giderken bir çocuk “Arkadaşlar sınav nerede bilen varsa acil” diyerekten koşuyordu.

<Sussan olmuyor, susmasan olmaz. Dil dursa Hakim Bey, tende can durmaz.>

——————————————–

Kahramanımız, hemen odasına gitti. Büyük bir heyecan ile laptopunu açtı. Facebook arama kısmına Adile yazar yazmaz; Adile Su’nun Facebook adresi gözükmüştü. Görünüşe göre 8 ortak arkadaşı vardı. Bu ortak arkadaşlarının kim olduğuna baktığında ise sevinç çığlıkları içinde odada koşmaya başladı. Biri en yakın arkadaşlarından biri idi hemen telefonu eline aldı ve aradı:

– Kankiiiii naber ya

– İyi ne olsun yarın Ceza sınavı var ona çalışıyorum sen?

– Hiiiç öyle bir arayayım dedim bir ara gel seninle bir çay içek

– Olur

– Tamam kütüphane kapandığında olur mu?

– Fark etmez ama çok kalamam.

– Tamam 76 da çayımızı içeriz.

– Deal.

– Görüşürüz.

Facebook üzerinden resimlerine baktı. Ne kadar da içindeki adalet duygusuna hitap eden bir kızdı. İşte dedi tam aradığım kız bu. Hem güzel hem tatlı hem de hukukçu hem de kitapları alırken gözlerimin içine bakıp da tebessüm etti kesin benden hoşlanıyor. Bu sefer daha dikkatli davranacak, hissettiklerini hemencecik millete anlatmayacaktı. Lâkin hukukçu kızların hiçbir özelliğini bilmiyordu. Nelerden hoşlanırlardı? Ortak özellikleri ne idi? Bu konular hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Birkaç tanıdığı hukukçu kızın Twitter adresine girdi bakıp anlamaya çalıştı ama anlayamadı. Biri günümüz hükumetinin ne kadar kötü politkaya sahip olduğunu anlatıyor, diğeri edebiyat yapıyor bir diğeri ise garip garip şeyler yazıyordu. Önceden hoşlandığı tipleri stereotype edebilirken bu hukukçuları bir kalıba sıkıştırmak ne kadar da zordu. Neyse dedi bari biraz hukuk çalışayım da kız ile muhabbet kurduğum zaman sıkıntı olmasın. Arkadaşının bilgisayarından Hukuka Giriş notlarını kendine gönderdi. Kanun nedir, hak nedir bunları sular seller gibi ezberlemişti. Bir de Anayasa Hukuku notlarına baktı baya ilgisini çekiyordu. Bir Anayasa dersine mi gitsem diye düşünürken sonra kızın 2. sınıf olduğunu hatırladı. Çünkü Ceza Hukuku 2. sınıf dersi idi. Arkadaşına mesaj attı: Neredesin? Gelen cevap “Amfi 3 Borçlar Hukuku dersi ne oldu ki?” Arkadaşına cevap bile yazmadan çıktı ve amfi binasına gitti. İkinci derse girecekken o da ne… Tekrar göz göze gelmişlerdi.

Anayasa mahkemesi kararı gibiydi gözlerin

Değiştirilmesi imkansız, hükmü kesin

İdari vesayet denetimine tabi tut beni

Latife beyanında bile sakatlık yoktur

Ellerinle yazdığın notların kalbime saplanan bir oktur.

Sui generis gülüşün ile müebbete mahkumum

Uykusuz gecelerimde bir sana vurgunum

diye dizeler ağzından istemsizce çıkıverince, Adile Su bir an kendini prenses gibi hissetmişti. Bir de arkadaşlarına not verdiği zaman prenses gibi hisseder ve öyle hissettirilmek isterdi. Ders çıkışı ikisi beraber kahve içmeye gittiler. Tabii ki de kütüphanedeki Coffee Break’e. Çünkü Adile Su çok ders çalışmalıydı çook….

< Gel sen benim ol, gitsen hüzündür, bir gülüşüne kurban, al ben seninim… Bende hüküm sür >

Kahve odası, bir kız tek başına kahve içiyor, başka kimse yok. Cam kenarındaki koltuklarda kahramanımız ve Adile Su kahve içmekteler. Adile Su sade Türk kahvesi, kahramanımız ise çay içmektedir.

Adile Su (A): Evet siz nasıl oldu da bana bu akrostişi böylesine yazabildiniz?

Kahramanımız (K): Ben sizi 76’da görmüştüm ilkin <bu Şair değil aman ha o başka bi hikaye :)> O zaman etkiledi beni hukukçu tavrınız

A: Evet, hukuk çok zor. Hep sınavlar falan… Gerçi adaletin olmadığı ülkede neden hukuk okuyorsak neyse…

K: İşte adaleti sizin gibi hukukçular getirecek

A: Yaaniiiii, şimdi falanca bölümde okuyor olup, tiki tiki dolaşmasını biz de bilirdik ama zor bölüm yaa.

K: Evet, zor ama yapılmayacak gibi de değil sanki…

A: İnanır mısın geçen final dönemi 12li fosforlu kalem seti aldım, ay böyle renkli renkli hepsi de bitti… Bu hukuk, insanı sinir hastası eder.

K: Öyle ama bakınız diğer bölümlerinde kendine özgü zorluğu var.

A: Ne dedin sen, ne dedin… Diğer bölümler de mi zor… 2 Vize başka hangi hukuk fakültesinde var bana bi söyle !?

K: Bilmem

A: Devam zorunluluğu peki?

K:  O bazı üniversitelerde…

A: Sen hiç Erden hocadan borçlar aldın mı? Hiç usülün not grafiğine baktın mı?

K: Hayır

A: Onlara baksaydın bizim bölümün en birinci zor bölüm olduğunu anlardın. Herkese 6 puan eklenen sınavda 5 alanlar var.

K: Haklısın.

Adile Su’nun yüzünde hoş bir tebessüm. Büyük bir dava kazanmış gibi gururlu. Sanki bir anda dişi Harvey Specter olmuştu. Usulca kahramanımızın kulağına eğilip fısıldadı

“Bana seni seviyorum deme, bana haklısın de…”

Kahramanımız bu ilginç tanışmadan sonra ne yapacağını bilemedi. Yine iyiniyetini konuşturup, sınavlara çalışmaktan devreleri yanmıştır diye düşündü. Bu sırada Adile Su’nun bir arkadaşı geldi. Sınavdan kaç aldığını sordu. Adile Su 98 deyince, kız ağlamaya başladı ve çıktı gitti. Kahramanımıza döndü ve dedi ki bu kız sinirinden ölecek neredeyse onu sınavlarda hep geçiyorum da. O tatlı gülüşünden sonra aklındaki tüm tereddütler gitmişti. Adile Su ile biraz daha havadan sudan muhabbet ettikten sonra, Adile Su ders çalışmak için arkadaş grubunun yanına gitmişti. Kahramanımız ise Suits adlı diziye başlamak için odasına doğru yürümeye başlamıştı.

<Kalbime kurdum mahkeme, yargıladım seni her gece, hafifletici bir bahane bulamadım.>

Adile Su arkadaşlarının yanına gitmişti. Beraber çalışıyorlardı. Arkadaşı önündeki mavi kalemi istemişti, tam kalemi uzatırken kız “Aklımda…” dedi. Adile Su anlam veremeden çalışmasına devam etti. Gerçi bu sabah erkenden uyanıp çalışmış bunun havasını örtülü bir şekilde arkadaşlarına atmıştı. Kütüphaneyi kapattıktan sonra, kek yemek için arkadaşlarının yurduna doğru gidiyordu. O sırada Galatasaray’ın maçı devam etmekteydi. Melo kırmızı kart ile oyun dışı kalmıştı. Odaya geçtiklerinde hemen kahveler pişti, Adile Su bugün başından geçenleri anlattı. Kızlardan biri, bence çıktığın çocuk hukukçu olmalı dedi. Adile Su şok. Diğeri ise senden en az 5 yaş büyük olmalı diyordu. Bir köşede telefonu ile oynayan kız ise gülümseyerek “Çakal ” demesiyle beraber sandalyeden düştü.

A: Neden hukukçu olması gerekiyor ki?

K1: Bir kere sen çok yoğunsun. Derslerin çok fazla. Hem onun çok vakti olacak. Sınav takvimleriniz farklı. Hiç beraber vakit geçiremeyeceksiniz. Hem hukuk bence ayrı bir görüş katıyor insanlara.

A: İyi de bu çok mantıksız ki…

K2: Öyle deme hem başka bölümde olursa o kızlarla boş vakitlerinde muhabbet eder ben kontrol edemem sıkıntı yani

K1: Şeycim çok haklı, yani sen düşünsene hukukçu bir çıktığın olursa; beraber ders çalışırsınız, beraber derslere gidersiniz, yoğunluğunu anlar ona göre davranır, hem konuşacak konunuz çok olur…

A: Ben öyle düşünmüyorum, yahu aşk dediğiniz şey nasıl mesleki kalıplara sığdırılabilir. Hiç akletmez misiniz? Ben bir şeyler paylaşabileceğim biri arıyorum, zaten derslerden hocalardan bu kadar bıkmışken, kendime kaçacak bir liman ararken… Neymiş hukukçu olmazsa olmazmış. O zaman bizim bölümdeki erkekler neden SAP. (güzel soru!! 🙂 ) Önce insan olsun ben ne cübbeler gördüm içinde adam yok. Sizin mantığınıza göre sevgiliniz gelsin sizin için not tutsun, ses kaydını geçirsin, sizin gözlerinizin içine bakarak desin ki “Notları ben temize geçiririm sevdiceğim, yeter ki ortalaman 3.50 nin altına düşmesin senin…”

K1: Valla sen bilirsin.

K2: En az 5 yaş…

Adile Su gitmem gerek diyip odadan ayrıldı. Kızların dedikleri kafasını allak bullak etmişti.

<Aşk hiç biter mi? Kalır bir kitapta, bir idare notunda, bir  kanun maddesinde, bir Danıştay kararında…>

Suits izledikten sonra arkadaşı ile buluştu. Amacı hukukçu kızlar hakkında genel bir görüş almak idi. 76’ya girdiğinde Şair, Ahvâl, Hicaz ve Saki oturmuş muhabbet ediyordu. Onlara selam verip gözlerden ırak bir masaya oturdu. Arkadaşı saat 23:47 de orada olacağını söylemiş 1 dk da yanılma payı bırakmıştı. Dakik olan arkadaşı tam vaktinde gelmiş, kahramanımızın karşısına oturmuştu. Klasik açılış muhabbetinden sonra esas konuya geldiler.

K: Abi hukukçu kızlar nelerden hoşlanır?

Ar: Valla kitabın orta yerinden sordun üstad, hepsi ayrı bir tür… hayırdır?

K: Ya ben bi hukukçu kızdan hoşlanıyorum Adile Su’dan

Ar: oOoOoOo yürü be kardeşim kim tutar seni

K: Ama kanka bu sefer çok çaresizim. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Ar: Gel sevgili dostum sana neler yapman gerektiğini anlatayım. Öncelikle bu kız hukukçu olacağı için güçlü olmak istemektedir. Ona kendisini güçlü hissettir. Bu önemli bir nokta. Sonra dikkat ettiğim kadarı ile bir gözlük takmak hevesi ve gömlek giyme hevesleri var gözlük zeki gözükmek amacı ile sanıyorum gömlekte kendilerini daha güçlü otoriter hissetmek için olabilir.

K: İyi de abi banane bunlardan, bana nasıl erkeklerden hoşlandıklarını söyle. Ona göre şekil alayım.

Ar: Ben anlayamadım bizim bölümün kızlarını hep ayrı bir tür. Çok ciddi olma. Çok gevşek de olma. Yani anlamadığım bir şey var kız hukukçu diye başka özelliği yok mu? Belki romantik islamcıdır…

K: Aman abi, Allah korusun. Bizim bilgimiz bu kadarcık.

Ar: Kütüphanede takıl, olabildiğince vakit geçirmeye bak, hukuk çalışabilirsin biraz.

K: O zaman o da integral çalışsın beni anlamak için…

Ar: Bizde ortam böyle. Hukuk bilmesen bile hocalar hakkında bilgin olsun. Şu hoca şöyleymiş de zaten otomatik olarak kendileri başlayıp devamını getirirler. Hukuk ile ilgili filmlere götür. Mesela Cezalandırıcı 3 girecek yakında vizyona, sonra Ey Corc Versene Borç var bunlar son zamanların popüler hukuk filmleri…

K: Anladım yani hukuk ile marine olmam gerekiyor.

Ar: Gibi gibi…

—————————————————

<Ah hakim bey, vah hakim bey/Ben masumum gör hakim bey /Zaten boynum kıldan ince/Kalem sende kır hakim bey>

Arkadaşı ile ayrıldıktan sonra odasına gitti. 12 Angry Men ve The Judge adlı filmleri izledikten sonra sabah İdare Hukuku dersine gitmeyi düşündüğünden uyudu. Ders amfilere nazaran küçük bir sınıfta idi. Dersin hocası olan Elvin Su Hoca* <kendisi efsanelerden olup hakkında şöyle bir akrostiş yazılmıştır: Elinden geldiğince cevaplar soruları/Latifeleri ile sevindirir tüm sınıfı/Vesayet denetimi uzmanlık alanı/İdare hukukunun son kraliçesi/Neva makamındadır ders anlatırken sesi/Sempatik tavırları ile dersi zevkli/Uzun notları çalışılır hale getirdi> gelmiş. Günaydın dedikten sonra kimler kararları okudu diye sormuştu. Birkaç kişi kafa salladıktan sonra, evet bu karardaki uyuşmazlık konusu ne diye sordu. Bir iki kişi el kaldırmış diğerleri şaşkın şaşkın bakınıyordu. O sırada kahramanımız ile Elvin Su Hoca göz göze geldi. Buyrun siz cevaplayın demişti zaten basit bir soru… Kahramanımız kem etti küm etti allem etti kallem etti baktı olacağı yok hukuk öğrencisi olmadığını söyledi. Hoca da eee o zaman neden derse geldiniz diye sorunca kahramanımız mavi ekran verecekti ki Şair imdadına yetişti: “Hocam, o benim yakın arkadaşım. Ben sizi çok övdüğümden merakından geldi.” Elvin Su Hoca tebessüm etti. O zaman bu soruyu Şair cevaplasın diyerek derse devam etti. Teneffüs olduğunda ise Adile Su’nun yanına gidip yemek yiyelim mi diye soracakken Adile Su koşarak kürsüye gitti ve iki kişi daha vardı hocaya soru soran. O kişilere İdarenin İki Soruşörü deniliyordu. Adile Su cevabını aldıktan sonra, kahramanımız teklifini sundu. Adile Su: ” Öncelikle bana yemek yeme icabında bulunduğun teşekkür ederim ama akşam ceza hukuku dersinin %40 etkili olan ikinci vizesi var ve ben yeteri kadar çalışmadığımı düşündüğümden eğer bu öğle arası seninle yemek yediğim takdirde psişik olarak kendimi iyi hissetmeyeceğim bu yüzden bu icabınızı kabul edemem fakat akşam ceza vizesi tarafımdan sonlandırıldıktan sonra başka bir deyişle sınav bittikten sonra bir şeyler yiyebiliriz gerçekten de hem ben zihinsel olarak daha rahat olurum hem de daha çok vakit geçirme imkanımız olur ayrıca bu yemeğe kendi rızam ile gelmiş olacağım bu arada korkmana gerek yok çünkü 18 yaşından büyük ve akli dengemi kaybetmediğim için rızam geçerlidir.” deyip gülümsedi. Kahraman hem cümlenin uzunluğundan olsa gerek gayriihtiyari gülümsedi o zaman akşam “LawLove Cafe”de buluşalım dedi. Kahramanımız çok mutlu idi. Bir an önce akşamın gelmesini iple çekti. Biraz eski kitaplarına göz attı birkaç güzel sözün altını çizdi akşam Adile Su’nun gönlünü fethetmek için kullanacaktı.

—————————————————————-

< “Terk etmek kanun mu aşk kitabında?…” >

Sınav çıkışı Adile Su ile beraber LawLove Cafe’ye gittiler.

– Nasıl geçti sınavın?

– Çok kötü geçti… Hemen hemen her yeri okudum oku sadece bir kısmı çok okumadım hoca oradan sormuş.

– Şansızlık işte

– Ne şanssızlığı burada Adile Su’dan bahsediyoruz hep öyle olur. Büklüm Su da canımı sıktı. Neymiş çok abartıyormuşum tabiki de abartacağım idare quizinde 250 sayfadan sorumlu olmak nedir ya…

– Ya olan olmuş işte boşver.

– Keşke dersleri trolllemesi kadar sınavları da zevkli olsa…

– Eee Adile Su en son hangi kitabı okudun?

– Ya işin aslında bu aralar kitap yüzü görmek istemiyorum. O kadar çok not okuyoruz ki anlatamam. Okumaktan gına geldi.

– Ama hukukçu bir birey seçkin olmak zorunda değil midir?

– Valla ben savcı olurum. Mis gibi. Herkese şekil şukul yaparım.

– Demek savcı olmak istiyorsun?

– Hayır ya ben ne olacağımı bilmiyorum. Hukuk yazdım ama avukat olurum büyük bi ihtimal babamın yanında mis. Gerçi burada okumak da zulüm.

– Anlıyorum.

– Kusura bakma sınavdan çıktığım için kafam çok dağınık. Bitmeyen essayler, vizeler bazen delirecek gibi hissediyorum. Hep bir koşturma içinde olmak yoruluyorum. Kafamı kesesim geliyor bazen. Böyle bir şeyleri kırasım geliyor.

– Yoğunluktan kaçmak için yer arıyorsun belli. İşte bu yüzden ben buradayım. Bu sırada haklısın.

Sonra derin bir sessizlik oldu. Kahraman ne bahsedeceğini bilemedi. Arkadaki televizyonda Anayasa Mahkemesi ile ilgili bir haber vardı.

– Bu ülkede tek işleyen adam akıllı hukuk kurumu…

diyecekken Adile Su elindeki çay bardağını yere fırlattı. Yeter Bilkent diye bağırdı. Kahramanımız olayı anlamamıştı. Senin için tek özelliğim hukukçu olmam mı ben insan değil miyim hep hukuk hep hukuk nereye kadar. Ben hukuktan kaçmak isterken senin getirdiğin yere bak LawLove kafe…. kahramanımız istemsizce HAOYDAAAA dedi. Adile Su işte bak içinde bir ROK var senin. Seslenişe bak. Şimdi seni burada terk ediyorum. Kapıdan çıkarken Adile Su hala kendi kendine söyleniyordu. Kahramanımız mal gibi kalmıştı. Ne yapacağını bilmez bi halde usulca kalktı, hiç böylesine bir terk ediliş olmamıştı hayatında. Bir sigara yaktı. İşte dedi kendince böyle olur bir hukukçunun terk edişi… küller yere doğru düşerken aklından geçen tek bir dörtlük:

“Bir gönül borcuna kefil olmuşum
Ömrümü aşkımı bedel koymuşum
Yâr diye güvendim ne oldu sonum
Sevdamın üstüne haciz koydular”

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın