Öykü Sevdiği X Çıkınca

Sevdiği Feminist Çıkınca

By on 20 Eylül 2015

“Sağ eller havaya/ Pırlantalar buraya/ Tek taşımı kendim aldım/ Tek başıma kendim taktım/ Girmesinler havaya…”

Her sabah bu şarkı ile uyanırdı. Özellikle “bir sevgilim yoksa ne yapayım pırlantayı parmağımda” kısmı onu derinden etkilerdi. Gençlik yıllarında Nil Karaibrahimgil dinleyerek feminizm hareketine merak salmıştı. Aynı zamanda Çocuklar Duymasın’daki Meltem karakterinin feminist karakteri bu yönelimde etkili olmuştu. Sonradan o dizinin ne kadar saçma olduğunu idrak edecekti. Elbette kendi isminin de Meltem olması bu durumda etkili idi. Meltem Su bir üniversite öğrencisi olarak hayatını sürdürüyordu. Her sabah kalkar çocukluktan kalma alışkanlıkla Nil Karaibrahimgil dinleyerek güne başlardı. Aynanın karşısına geçti, saçını mor kalemi ile topladı. Filtre kahvesini hazırlayıp laptopunu açıp bianet okumaya başladı. Daha dersinin başlamasına bir saat vardı. Yurttan çıkıp kahvaltı yapmanın güzel olabileceğini düşündü. Siyah bluzunun üstüne kıymetli kadın hareketinin simgesi olan mor ♀ rozetini taktı. Masasından üstünden başucu kitabı olan Kendine Ait Bir Oda adlı kitabı alıp sevdiği kısımları tekrar ve tekrar okudu. Ankara için fazla güzel olan bir hava vardı dışarıda. İçinden “Bugün de eril tahakküme karşı savaşmak için güzel bir gün.” diye söyledi. Hazırlandıktan sonra okul kantini olan 76’da kahvaltı yapmak için yola koyuldu.

**

Kahramanımız en son yaşadığı terk edilişlerden sonra çok yalnız hissediyordu. Gerek hukukçu kızın gerekse de bir abla*nın onu terk etmesi onda ömür boyu sap olacağı düşüncesini oluşturmuştu. Tekrar aldığı Türkçe dersi sabahtı ve bu sabah mecbur gidip dönem ödevi için kitap seçmesi gerekiyordu. Hocanın kitap listesindeki kitapları arkadaşına söylemiş en kısası hangisi ise onu söylemesini istemişti bunun sonucunda Kendine Ait Bir Oda adlı kitabı seçmişti. Kitabı Meteksan’dan alırken konusuna baktı. “Offf yine şu saçma sapan feminizm zırvaları hakkında… Yok eril tahakküm yok ataerkil toplum falan filan… Bayan deme erkek de neden çünkü bayan baydan gelir de ondan… Bu bayan muhabbeti beni baydı.” Bu iğrenç esprisine kendisi de tebessüm ettikten sonra söylenmeye devam etti. Kitabın arkasını okudu: “Shakespeare gibi bir deha… ne kadar komik bence Şekspir bir deha değildir. Tesla bir dehadır. Gerçi edebiyat ile ilgili falan denilmiş. Neyse artık söyledik sözden geri dönmek olmaz.” Tüm bu düşünceler kafasından geçerken okuldaki kadın hareketlerinin öncülerinden olan bir kız yanından geçti. Kız kahramanımızın güzellik standartlarının altındaydı. Kitap kapağındaki Virginia Woolf’un resmine baktı aklına bir de Frida Kahlo geldi. “Yahu neden şöyle güzel bir tane feminist yok. İnanıyorum ki güzel feministler çoğaldıkça erkekler çok daha kolay feminizme ikna olacaklar.” Tüm bu düşünceler eşliğinde kitabın fiyatını ödeyip Meteksan’dan çıktı. Merdivenlerin başında kankeytosu olan Nur Su ile karşılaştı.

  • Aaa nereye böyle? Uzun zamandır görüşmedik yakışıklı kankam benim.
  • 76’ya gidiyorum, sabahtı ders kahvaltı yapacağım sen?
  • Ben de 76’ya gidiyorum. Meltem Su’ya eşlik edeceğim. Yalnızsan sen de gelsene bizimle.

İlk başta hiç gidesi yoktu ama yeni birisiyle tanışmak hele hele yeni bir kızla tanışmak yerli Johnny Bravo için kaçınılmaz bir fırsattı. Olur dedi. Beraber 76’ya doğru yürürlerken kahramanımız sordu.

“Meltem Su dediğin kızı tek kelime ile tanımlayacak olsan ne olurdu?”

“Feminist”

“Valla mı?”

“Evet neden ki?”

“Hiiç”

O an kahramanımız olur dediğine pişman olmuştu. 76’ya girdiler. O sırada hemen bir mekanı taradı kahramanımız. Şair ve şürekası bir köşede oturmuş konuşuyorlar, yeşil parkalı bir çocuk ikinci yeniye karşı bir ihtilal çıkarıyor, pencere kenarındakiler ile tabletten ay resimlerine bakıyordu. O sırada tek başına oturan güzeller güzeli bir kız gördü. Kızın yüzü çok güzeldi. Kaşları hilal, gözleri badem, bakışları ok… Kızın yüzü o kadar güzeldi ki elbisesine bakmamıştı bile o yüzden ♀ rozetini fark etmemişti. Nur Su’nun o masaya oturduğunu görünce birden kafasında şimşekler çaktı. Zira bu zamana kadar aradığı kız ne tiki olmalıydı, ne entel, ne romantik islamcı, ne hukukçu ne de bir abla… Kesinlikle o bir feminist olmalıydı. Çünkü feminist bir kız erkeğe çok fazla yük yüklemezdi. Rahat olurdu. Bu da tam kahramanımızın aradığı şeydi. Masaya oturdular. Nur Su kahramanımızı Meltem Su ile tanıştırdı. Kahramanımızın çok feci yakışıklı ve karizmatik olduğunu siz değerli okuyuculara tekrar hatırlatırım. Meltem Su’nun ilk başta tip olarak çocuk hoşuna gitmişti ama o ne tipler görmüştü ki iş konuşmaya gelince her biri birer hanzo oluyordu. Meltem Su’nun dikkatini çocuğun elindeki kitap çekti.

  • Ne okuyorsunuz?

Kahramanımız bu soru ile karşılaşınca ilk ne yapacağını bilemedi ama sonra elindekinin feminizme dair bir kitap olduğunu fark edince yüzüne bir tebessüm yayıldı. Bir yerden muhabbete girip kızın gönlünü fethedebilirdi artık.

  • “Kendine Ait Bir Oda” daha başlayamadım ama çok övülmüş internette. Bu sıralar feminizm hareketine ilgi duyuyorum da daha önce böyle güzel şeyi neden araştırmadım hayret.
  • Aaa gerçekten mi? Ben de çok severim bu kitabı hemen hemen her gün açar bir kısmını okurum. Neden feminizme merak saldınız peki?

İşte sorular silsilesi başlıyordu. Göz ucu ile Nur Su’ya baktı. Nur Su kahramanımızı tanıdığından onun bu ani dönüş hareketlerine gevrek gevrek gülüyordu. Bir insan ancak bu kadar bukalemun olabilirdi. Kahramanımız ne yapsam diye düşünmeye başlamıştı.

  • Daldınız galiba…
  • Feminizm bence daha adil bir dünya vadediyor. Feminizmin hüküm sürdüğü bir dünyada inanıyorum erkekler daha mutlu olacak.

Kahramanımız öyle bir sallıyordu ki dediklerine gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Bir an Meltem Su’nun gözlerinin içine baktı. Öyle bir bakıyordu ki o bakışlardan kahramanımızın gökyüzüne sayısız yıldızlar akıyor, o bakış kurumuş toprağına adeta yağmur gibi can veriyor, saçının her lüle tanesine kapılıp gidiyordu.

  • Çok doğru söylüyorsunuz.
  • Lâkin bu konuda çok ama çok cahilim. Etrafımda hiç feminist arkadaşım onu geçtim feminizmi az biraz bilen birisi bile yok. Öyle olunca yanlış kaynaklardan yanlış bir şekilde feminizmi öğrenmekten korkuyorum.
  • Ben sana yardımcı olabilirim.
  • Gerçekten mi? (tatlı, masum ve biraz şaşkın bir ses tonu ile)
  • Evet
  • O zaman ben sana nasıl ulaşabilirim. Genellikle Şair gibi buralarda mı takılırsın?
  • Yok ben sana telefon numaramı vereyim.
  • Yazıyorum.
  • 099-33646478
  • Neden böyle söyledin ki?
  • Aklında kalmazsa şöyle hatırla: 099 – FEMİNİST
  • Ooo çok ince.

Kahramanımız müsaade isteyip masadan ayrıldı. Koşar adım odasına gitti. Laptopunu açtı. Feminizm hakkında öğrenilmesi gereken ne varsa öğrenmeli idi. Meltem Su ise kahramanımızdan az biraz hoşlanmıştı. Bir zamanlar yakın arkadaşı Dişil Su’nun etkisinde kalıp erkeklere düşman olsa da sonradan bir feministin bir erkekten hoşlanmasının anormal olmadığını anlamıştı.

**

Kahramanımız odada sözlüklerdeki entryleri okumuş, birkaç feminist blogda takılmıştı. Konu çok soğusun istemiyordu. Meltem Su’ya mesaj atmak, onunla konuşmak istiyordu. Lâkin ne diyeceğini bilemiyordu. En sonunda bir film tavsiyesi almak mantıklı geldi.

  • Meltem Su merhaba, bana bir film tavsiyesi verebilir misin?

Mesajı atmıştı. Mavi tık olmasına rağmen herhangi bir cevap gelmemişti. Kahramanımız da çok fazla üstelememek için kıza herhangi bir mesaj atmadı. Kızı düşünerek uyudu. Rüyasında kendisini feministler tarafından yakalanmış olarak buldu. Feminist olmadığı halde feminist gibi gözükmek suçundan dolayı yargılanacaktı. Makyaj yaptılar. Oje sürdüler. Ve daha neler neler ettiler. Kan ter içinde uyandı. Telefonuna baktığında herhangi bir mesaj görmemişti. Boynu bükük 76’ya gittiğinde Meltem Su orada duruyordu. Yanına gitti.

  • Günaydın Meltem Su nasılsın?
  • Niye?
  • Bizi her şey sinirlendirir çünkü biz feministiz.

Kahramanımız bu tepkiyi anlamamıştı. Meltem Su ve kendisine birer bardak çay almıştı. Meltem Su çay bardağını iki eliyle tutmuş yüzüne masum bir gülümseme takılmıştı. Aman Allah’ım bir feminist hiç bu kadar güzel gülebilir miydi? Kısa süren sessizliği Meltem Su bozdu.

  • Bundan bir hafta önce kadar bir rüya gördüm. Bu sırada dün film tavsiyesi istemişsin “Şimdi Nereye” adlı filmi izle. Nadine Labaki’nin.
  • Film için teşekkürler de yüzünün şekline bakılacak olursa güzel bir rüya olmalı.
  • Hem de çok
  • Mahsuru yoksa anlatır mısın?
  • Bir kıraathanedeyiz. Eşli batak oynuyoruz. Masada Slyvia, Woolf ve de Emma Watson var. Benim ortağım Emma, diğer ikisi ortak anlayacağın. Bir yandan batak oynuyoruz bir yandan menemenistlerin yaptıklarını konuşuyoruz.
  • Menemenist???
  • Evet logoları menemen olan birkaç erkek topluluğu. Dişil tahakküm öyle başını almış gitmiş ki tüm oranlar tersine dönmüş. Mecliste artık kim fazla erkek üye gösterirse duyarlı sayılıyor. Erkekler artık amele olarak çalışmıyor. Erkeklere daha az ücret ödeniyor falan.
  • Çok ilginç…
  • Dur bu daha başlangıcı rüyanın. İşte menemenistler eylem falan yapıyor. Erkek – Kadın eşit olmalıdır diye. Bay kelimesini kullanmayın falan diyorlar. Kadın gibi kadın demeyeceksiniz; insan gibi insan diyeceksiniz diyorlar. Sonra masaya yaşlı bir teyze geliyor. Gözleri masmavi saçları bembeyaz… Cildi hala 18 yaşında bir kız gibi. Normalde saçını beyaza boyatmış bir kız derim ama rüyada anlıyorum ki o kadın çok yaşlı hatta aşırı yaşlı… Meğer dünya üzerindeki ilk feminist imiş.
  • İlk feminist…
  • Hatta Feminen kelimesi onun isminden geliyordu rüyamda.

Burada Meltem Su kendini tutamayıp gülmüştü. O gülünce gönlünde bin bir gül açan kahramanımız da tebessüm etti.

  • İsmi Feride Emine. Eserlerinde kısaca F. Emine olarak yazarmış. Eğer bir insan kadın haklarını savunan şekilde konuştuğu zaman “Söylevlerin çok F. Emine tarzı.” Derlermiş. Sonra bu durum değişmiş değişmiş feminen kelimesi ortaya çıkmış.
  • Tıpkı post kolonyal feminizmin ortaya çıkması gibi.
  • O nasıl olmuş ki?
  • Arkadaşımın anlattığına göre bir bayram vakti bir eve çok fazla misafir gelmiş. Gelen misafirlere şekeri ve kolonyayı hep evin kızı tutarmış. Bir gün dayanamayıp annesine isyan etmiş. Anne demiş neden benden küçük olan erkek kardeşim şekerleri tutmuyor. Annesi demiş ki bu bir adet. O gün kız kendi kendine söz vermiş. Bu benim son kolonya döküşüm olacak ve de kadın erkek eşitliği için çalışacağım. Sonra bu hareket ortaya çıkmış. Kızın adı da Hayriye Şekertutan.
  • Dur dur ben bitireyim hikayeyi canım.

Canım mı? Bana canım dedi. Sanki kahramanımız Pisa Kulesinin tepesinden düşmüş gibi bir hisse kapıldı. Meltem Su ona canım demişti. O manada dememiş olsa bile ne önemi vardı. Bir kızdan uzun süredir böyle bir şey duymamıştı.

  • Heyy sana diyorum.
  • Pardon dalmışım sen devam et tabiki de.
  • Sonra bu F. Emine bana ve Emma’ya dönüp dedi ki: “Kızlar neden boş boş oturup batak oynuyorsunuz kızlar. Alsanıza elinize kalemi, davanızı duyursanıza. Erkekler elinin çamuru ile sizin işlerinize karışmaya çalışıyor. Erkek dediğin böyle mi olur kızlar.” Sonra ikimiz çok mahcup olduk Emma ile. O an iki adet pembe tek boynuzlu at belirdi. Elimizde kılıç boyunda iki adet kalem. Atlara binip dört nala gidiyoruz. O sırada yolumuza menemenistler pusu kurmuş üzerimize menemen fırlatıyor. Tabi nedense Emma ile elbisemiz kirlenmesin, makyajımız bozulmasın diye uğraşıyoruz.
  • İlginç geldi.
  • Neden?
  • Ne bileyim feministler daha çok erkek gibi davranır geliyordu bana. Hatta bazı erkeklerden daha erkek.
  • Evet ne yazık ki bu çok yanlış bir algı. Bunu yapan Elif Şafak var mesela. Takım elbise giyince feminist olunmuyor. Sonra feminist olunca duygularımızı bir kenara bırakmıyoruz. Biz kadınız ve asıl amacımız kadın olarak var olmak erkeğe benzeyerek verilecek eşitliğin canı cehenneme.

O sırada kahramanımızın aklında tek bir cümle geçiyordu.

“Eril tahakkümün canı cehenneme ve bakışların ne kadar feminist öyle.”

  • Yani feministler de aşık olur. Üzülür sevinir ağlar dedikodu yapar. Uzaktan insanlar bize baktıkları zaman bir karakter değil de bir tip görüyor. Bilmiyorum bu durumda bu hareketi biz mi yanlış aksettirdik ama sıkıntılı bir durum.
  • Ya benim tanıdığım bir feminist tüm erkekleri öldürmek istiyordu.
  • Bu da yanlış. Bir kadının en büyük özelliği nedir sence?
  • Bu tehlikeli bir soru sanki…
  • Korkma cevap ver sadece.
  • Duygusal olması…
  • Hayır. Merhametli olması tabi bu benim düşüncem. Eşitliğin yayılmasını istiyorsak nefret dili değil, sevgi dili merhamet dili kullanmalıyız. Ve tüm siyasi görüşlerden azade bir şekilde bunu dile getirebilmeliyiz. Hani anlatabiliyor muyum siyasi görüşlerimiz bu davanın önüne geçmemeli. Mesela geçenlerde sözde feminist tayfa iktidar partisine mensup kadın bakanın dış görünüşe dair yapılan eleştirilere ses çıkarmadı ama bu bir başkasına yapılsa idi kıyameti koparırlardı.
  • Haklısın. Sözde feminist değil özde feminist olmak lazım.
  • Öz Feminizm belki de budur.
  • Sen anlatıyordun en son atlarla gidiyordunuz…
  • Ha evet rüyam. Emma ile ben iki pembe at ile gidiyoruz işte başımızın üstünden menemenler falan uçuşuyor. Ben kağıtlara bir şeyler yazıp adamlara fırlatıyorum. Ama sanki Ay Savaşçısıyım. Emma’da kalemi ile büyü yapıyor falan. Neyse biz bu menemenistleri atlatıyoruz. Sonra radikal feministlerin yanına gidiyoruz. Onlar da bir erkeği yakalamış cezalandırıyorlar. Oje falan sürüyorlar. Makyaj yapıyorlar.
  • Erkeğin suçu neymiş ki !?
  • Feminist olmadığı halde kız tavlamak için feminist gibi davranmak. Cidden çok yazık bu tiplere.

Kahramanımıza bu rüyanın sonu tanıdık gelmişti. Tedirgin bir şekilde yutkundu.

  • Erkekler değişik varlıklar. Bilmiyorum ama cidden feminist erkekler kızların gözünde daha mı albenili?

Meltem Su gülümsedi. Kahramanımızın gözlerinin içine baktı.

  • Ben şu ana karizmatik olmayan bir tane bile feminist erkek görmedim.
  • O zaman tam manası ile feminist olursam ben de karizma olabileceğim.
  • Feminist olma yolundaki erkekler ise karizmatik hem tatlı oluyor. Neyse ben rüyamı bitireyim. İşte biz Emma ile gittik böyle radikal feministlerle çay falan içtik. O sırada arka planda Fikrimin İnce Gülü çalıyor. Nedense bazı feminist arkadaşlarıma, Türk Sanat Müziği sevmem garip geliyor. Radikal feministlerin reisi bize nasıl feminist olduğunu anlatıyor. Çocuklukta başlamış her şey. Özgürce top oynayamamakta rahatça küfredememekten ergenlik yıllarında. Hanımefendilik diye uydurulan şeye isyan etmiş kendince. Neyse çok fazla uzatmayayım. Rüyanın sonunda Feride Emine yanımıza geliyor. Bizi tebrik ediyor. Tam bana mor bir kutu verecek rüya bitiyor.

Rüyanın kalan kısmının kahramanımız için önemi yoktu zira Meltem Su resmen kahramanımıza yürüyordu. Bu gayet normal bir şeydi feministik düşünceye göre zira kadın – erkek eşitse iki tarafta özgürce yürüyebilmeli idi. Masada kısa bir süreli sessizlik oldu. Kahramanımız bu sessizliği bozmak aynı zamanda kıza iltifat etmek istedi. Ama aklına hiçbir güzel cümle gelmiyordu. Bu sessizlik esnasında Meltem Su telefonuna baktı. Twitter’a girdi. Bir arkadaşı üstü kapalı olarak bir hesabı eril dil kullandığı gerekçesi ile lince davet ediyordu. O hesabın kime ait olduğunu görünce kısa süreli bir şok geçirdi. Evet, o hesap kahramanımıza aitti ve düpedüz eril tahakkümün ve tahayyülün bir neferi idi. Kahramanımız adeta bir antifeminist idi.

Meltem Su usulca ayağa kalktı. Kahramanımızın yanına gelip bir tokat patlattı. O kadar hızlı vurmuştu ki kahramanımız oturduğu sandalyeden yere düştü. “Eril tahakkümün canı cehenneme” dedi. Ve sinirli adımlarla 76’dan uzaklaştı.

TMD Servisine doğru yürürken eril tahakküm zihniyetine sahip birini kendi silahı ile vurmanın sevincini yaşıyordu. Kulaklığını taktı. Bandista’dan Olur/Olmaz adlı şarkıyı dinlemeye başladı. Kahramanımız ise yine terk edilmişti.

 

 

 

TAGS
RELATED POSTS
2 Comments
  1. Cevapla

    Hatice

    20 Eylül 2015

    Bekledim bekledim sonunda akşam oldu ve yayınladınız.Çok güzeldi teşekkürler. Zaten olumsuz bir eleştiri yapmaya imkan yok. İlk satırları okuduktan sonra insan sonuna kadar hemen okumak istiyor. Yeni çalışmalarınızı beklemekte olacağım inşallah.

    • Cevapla

      Şahinzâde

      20 Eylül 2015

      Teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın

Şahinzâde
Ankara

Kalbinden aşina ol; dıştan yabancı görün Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.

Kategoriler
Sosyal Medya
Twitter
  • Ankara'da öyle bir soğuk var ki dışarıda üç dakika dursanız; üşümeniz otuz dakika boyunca geçmiyor. Evde bile.

    Tweeted on 02:55 PM Dec 07

  • Dört güzel insan. https://t.co/HtV29aE5WT

    Tweeted on 01:24 PM Dec 04

  • Uzun sürenin ardından bir şey çiziktirdik. Buyurun. -- https://t.co/aPnRgKe8Dx

    Tweeted on 02:55 AM Dec 02

  • Yasadır değişmez: Ankara'da hava ne kadar soğuksa, Bilkent Kütüphanesi o kadar sıcaktır.

    Tweeted on 09:47 AM Nov 30

  • Şarabî parçası eşliğinde sanatçıların fotoğraflarının teker teker geldiği bu introdan daha iyi bir intro gelmedi. -… https://t.co/g1nq6O01GF

    Tweeted on 04:07 AM Nov 30

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Kumpanya Blogları