Öykü Sevdiği X Çıkınca

Sevdiği Entel(ektüel) Çıkınca: Bölüm 1

By on 8 Eylül 2014

Yağmurlu bir hava ve hafiften esen bir rüzgarın olduğu bir gündü. Toprak kokusu kantinin içine kadar sinmiş, ortama huzur katmıştı. Kantinci abinin yanına gitti; bir sade Türk kahvesi istedi yanına da antep fıstıklı golden çikolata alırken onu gördü.

İki kişi ile sevgili olma girişimleri sonuçsuz kalan kahramanımız oturmuş kitap okuyordu. Vay be dedi kendi kendine, sonunda doğru yolu buldu. Ona da bir çay alarak yanına gitti.


– Kanka iyi okumalar kendini kızlardan kitaplara verdin herhalde

– Yok kanka dün çok düşündüm ve bir plan kurdum

– Neymiş o plan

– Benim tipim ne bir tiki ne de bir romantik islamcı

– Peki ya ne?

– Benim tipim kanka entelektüel bir kız. Onunla hayata, sanata, edebiyata kısaca her şeye dair konuşabileceğim bir kız

– Hmm bulursan bana da söyle

– Kanka tabi hemen bulunmuyor, o yüzden çalışmalara başladım.

– Hangi kitabı okuyorsun? Baya bir kalın gibi Karamazov Kardeşler mi Tutunamayanlar mı hangisi ki?

– Bak kanka bu beni entelektüelliğin zirvesine çıkaracak kitap

Kitabı kaldırması ile beslediği tüm iyi niyet bir anda kaybolmuştu.

– Bir Entelektüel’in 365 Günü; kanka bu okuyacağım normalde her gün 1 sayfa okuyun diyorlar ama ben şimdiden 178. sayfadayım.

– Tamam okudun falan da kızı nasıl bulacaksın oğlum…

– Ya Nur Su’nun bir arkadaşı var bir kez konuşmuştum.

– Demek kız hazır diyorsun ismi ne?

– Ceysum Su

– İyi bakalım…

– Kanka bak müthiş bir şarkı buldum Müslüm Baba’dan ama seslendiren Cezayirli bir kız

– Açsana bir dinleyek

– Buyur kanka

– Güzel şarkıymış…

– Neyse ben okumaya devam edeyim. Malum yarına entelektüel olmam lazım :))

– Kolay gelsin.

– Dur kanka sen bir adamın günlüklerini okuyordun çok iyi adam falan diyordun okumaktan kör olmuştu ya kimdi o

– Cemil Meriç

– Bana onun bi sözünü söylesene, yarın kızın gözüne gireyim

İzm’ler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir.

– Eyvallah kanka.


 

Buluşma öncesi hazırlanmaya başlamıştı. Önce arkadaşından aldığı 0.5 numaralı kemik gözlüğü taktı. Diğer bir arkadaşından fular ödünç almıştı. Zaten kolları yamalı bir kadife ceketi de var. Dış görünüş için her şey tamamdı sadece giderken kütüphaneden kalın bir kitap alacaktı. Son defa internette yazılan “Kısa yoldan entelektüel olmanın yolları” ve “Sizin entelektüel gösteren 10 şey” benzeri yazıları okudu. Artık tamamen hazırdı. Neler konuşacağını kafasında belirlemişti. Kütüphane’ye uğradı Das Kapital cilt II’yi aldı. Hem kitabın kapağı antika ve hoş duruyordu hem de bu kitabın ismini duymuştu. Taksiye bindi ve gidecekleri Starbucks Coffee’ye doğru hareket etmeye başladılar.


Starbucks’tan içeri girdiğinde ilk Nur Su’yu gördü. Ceysum Su nerede diye bakınırken elinde tepsi ile onu gördü. Zaman durmuştu sanki. Rüzgar kulağına bir melodi fısıldıyordu. Çiçekler, bitkiler birbiri ile kucaklaşıyordu. Kızın kısa ve küt bir saç kesimi vardı. Tabiki biraz büyükçe bir kemik gözlüğü de… Boynuna bir şal dolamıştı, kulağındaki uzun küpeler büyük bir ihtimal el yapımı idi. Masada orta büyüklükte bir kitap duruyordu. Omuz çantası eski kilim desenleri gibiydi. İşte dedi ben bunca zamandır yanlış suda yüzmüşüm, aradığım hazine güzellik her şey bu kızda. Eğer orada insanlar olmasa idi zoobi doobi şarkısı eşliğinde çılgınca dans edebilrdi. Usulca masaya geldi, Nur Su ayağa kalktı lakin Ceysum Su oturmuştu. El sıkıştılar. Bir an kendini bir buluşmada değil de iş görüşmesi mülakatında hissetti.


– Merhaba

– Merhaba

– Bak bu Ceysum Su bu da …

– Tanıştığımıza sevindim

– Sizi tanımak şerefine erişmek beni pek bi âlâ kıldı efendim.

– Siz gelmeden pop müziklerinin ne kadar banal olduğundan bahsediyorduk.

Kahramanımız usulca telefonuna sessize aldı ve devam etti:

– Kesinlikle yani, Mahler varken Mozart varken  Serdar Ortaç dinlemek kulaklara hakarettir.

– Aaa, sen Mahler dinler misin? Bu kadar zamandır arkadaşız hiç bilmiyordum.

– Ben güzel müziklerin mahrem kalmasına bilhakika önem gösteren bir kişiliğim. Onlar benim hayalhanelerimin yatak odaları gibidir. Sadece bana ve şu perişan gönlümün sultanına açılır.

Bunu dedikten sonra kıza usulca bir bakış attı. Bizim kahramanımız odundur falan ama az çapkın değildir.

– Ben de bu konuda size katılıyorum. Geçenlerde okudum, güzel müzik dinletilen su kristalleri bile çok farklı. Ben Mahleri sevmem pek ondan ziyade Vivaldi ve şu son zamanlarda Lucardo Eunaldi’yi beğeniyorum. Özellikle Primavera şarkısı beni benden almakta…

Kahraman derin bir nefes aldı çünkü Mahler’in sadece adını biliyordu. Eğer herhangi bir müziğini sorsa afallayacaktı.

– Hangi kitabı okuyorsunuz?

– Cemil Meriç hakkında Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın hazırladığı bir kitap…

– Ah Cemil Meriç, gözlerini okuma sevdasına şehit eden bir kahraman. Onun gibi 10 insan çıksa memleket kurtular ama bizim gençlerin çoğu izm gömleklerine hapsolup kalmışlar.

Kız bu sözden etkilenmişti. İlk başta çok yapay bulmuştu ve alıcı gözle bakmamıştı ama şimdi ona daha farklı bir gözle bakıyordu. Konuşmayı dinleyen Nur Su uzun bir süre telefonu ile uğraşmıştı. Sessizliği fark edince konuşmaya girdi.

– Bakın size bir süprizim var. Yarın akşam BSO’nun sonbahar konseri var. Guy Braunstein, şef ve keman ayrıca A. Vivaldi’den  Dört Mevsim ve  J.Brahms’tan Yaylı Çalgılar Altılısı No.1, Si bemol majör,  Op.18 adlı şarkılar çalınacak. Son kalan iki bileti sizin için MyBilet’ten aldım. İyi eğlenceler.

– Azizim, sen fevkaladenin de fevkinde mükemmel bir şahsiyetsin.

– Teşekkürler Nur Su.

Bu olaydan sonra Ceysum Su atölye çalışması olduğunu söyleyerek izin istedi. Karşılıklı telefon numaralarını aldılar. Yürüyerek yukarı doğru çıkan kahramanımız kızlar iyice uzaklaştıktan sonra telefonundan Entarisi Dım Dım Yâr adlı şarkıyı açıp oynamaya başladı…

Konserde neler olacak?

Acaba kankalar bu duruma ne diyecek?

Müslüm Baba ve daha nicesi…

Hikayenin ikinci kısmında……

Belki yarın belki yarından da yakın 🙂

Takipte Kalın.

 

 

 

 

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın