Öykü

Röportajlar I: Sap Döner “Damlı Girilmez”

By on 13 Şubat 2016

Şuayip Bey röportaj teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. Öncelikle “Sap Döner” konsepti nereden aklınıza geldi?

Gençtim. Okuduğum bölümden mezun olmanın hayatım için hiçbir manası olmayacaktı. Bir gece soğuk Ankara sokaklarında dolaşırken üşüdüm. Biliyorsunuz insanlar doğarlar, büyürler ve üşürler. En yakındaki açık mekâna gittim. Tam içeriye gireceğim izbandut gibi herif demesin mi: “Damsız Girilmez.” O kadar bodyguarda dil döktüm, mis gibi sap olmak varken niye orada birilerine bulaşayım, dedim. Dinletemedim. Sonra dedim ki: “Ulan bir fikir bulacağım ve bu tür mekânların alayına… Kibrit suyu döküp yakacağım.”

Sonra bir arkadaşım Avrupa’ya gitti. Dedi ki buradaki dönerciler çok kötü. İşte o an kafamda proje canlanmıştı. Bir de kızın biri kız arkadaşlarınızı tavuk döner yedirmeye götürmeyin demişti. O zaman içimden “kurban ol sen tavuk dönere” dedim. O andan itibaren özellikle tavuk döneri sapların “milli ve yerli yiyeceği” yapmaya ant içtim.

Gerçekten damlı olanları almıyor musunuz?

Kesinlikle almıyoruz. Bizim mekânımız saplara özgü bir mekan. Hem bu işin bir felsefesi var. Biz öyle kuru kuruya açılan bir dönerci değiliz. Amacımız, vizyonumuz ve de misyonumuz var: Saplığı Yaymak.

Peki, bu hedefinize ulaşmak için neler yapıyorsunuz?

Öncelikle bizim mağazalarımızda haftalık buluşmalar olur. Burada saplığın önemi ve anlamı vurgulanır. Yeni sevgilisinden ayrılmış olan arkadaşlar tecrübelerini anlatıp saplığın ne kadar mükemmel bir şey olduğunu söyler.

Ayrıca sevgilisinden ayrılmış bir kişi, ayrıldıktan sonra 3 gün içinde gelirse ona “Ayrılığın Tadı” isimli yemeğimizi ücretsiz veriyoruz.

“Ayrılığın Tadı” cidden efsane bir yemek. Söz konusu açılmışken menüde yer alan isimler biraz farklı bunun sebebi?

Bak delikanlı, neydi senin adın?

Yılmaz…

Bak Yılmazcığım, bilinçaltı çok önemli. Buraya erkek arkadaşları ile gelen sevgilisi olan kaçaklar da var. Biz isimleri ona göre seçiyoruz. Yani sap olanlar sap kalsın, olmayanlar ise sap olsun diye…

Lezzetleri ona göre seçiyoruz. Burada çalan müzikler. Reklam politikamız bile buna göre şekilli.

Reklam demişken reklamlarınız baya popüler çalıştığınız reklam ajansınız baya iyi olsa gerek…

Aslında reklam metinleri tamamen bana ait. Mesela en son Ariana Grande ile çalıştık. Şarkısında sevgilisine diyor ki “one less problem without you.” Bizce de çok doğru bir tespit bu. Yani “sensiz daha az problem.”

Sonra “We Already Did” reklamı yakında yayınlanacak.

Biraz o reklam hakkında bize bilgi verseniz?

İki farklı reklam filmi olacak. İlkinde bir erkek bir kızı ikna etmeye çalışıyor. Diyor ki: “Seni için yanıyorum” Arkadan bir ses “O zaten yandı.” Çocuk devam ediyor “Aşkımdan deliye döndüm” Arkadan yine bir ses “O zaten her daim dönmekte” Çocuk “Senin için ölürüm” Ses “O zaten öldü” En son çocuk ağlıyor arkadan bir ses “Biz zaten ağladık.”

O sırada konuşanın bir “Sap Döner” ustası olduğunu görüyoruz. Animasyon tavuklar kız için gülerek ölüyor, döner ateşinde hem yanıyor hem de bir semazen misali dönüyor. En sonunda dönere soğan kesen ustalar da ağlıyor. Tabi sonra ustamız nasihatlere başlıyor: Döner seni asla terk etmez. Karnını doyurur gibi…

Hoşmuş. Peki diğer reklam filmi nasıl? İki farklı reklam filmi demiştiniz?

O da okurlarımıza sürpriz olsun. Yakında görecekler zaten her yerde.

Peki Şuayip Bey hiç olumlu geri dönüşler alıyor musunuz?

İnanır mısın Yılmaz geçen bir çocuk geldi. Abi dedi ben kitap okumaya, film izlemeye kısacası kendime geliştirmeye vakit ve enerji bulamıyorum. Dedim neden? Dedi ki sevgilim 7/24 beni esir alıyor, hep trip atıyor, tüm hayat enerjimi sömürüyor. Dedim ki: “Ayrıl.” Biraz bocaladı tabi. Sonra mükemmel ikna yeteneğimle ikna ettim. Ayrıldı. Şu an mükemmel. Çok mutlu. Sanki yeniden doğdu. İkinci bir İlber Ortaylı olma yolunda ilerliyor. O kadar çok örnek var ki sevgili bataklığına düşmüş. Yılmazcığım benim çok güzel bir tespitim var: “Sevgili fazla kilo gibidir. Yaşam kalitenizi düşürür.”

Şu ana kadar saplık sadece erkeklere mahsusmuş gibi konuştunuz. Kadınlar için herhangi bir çalışmanız yok mu?

Olmaz mı efendim. Olmaz mı! (Pis bir sırıtma) Kadınlar konuşarak kızı sevgilisinden soğutabilme özelliğine sahip. Erkeklerde ne yazık ki bu yok. Kadınlar için özel bir program uyguluyor Deniz Hanım. Ben bile tam vakıf değilim olsam da söyleyemem.

Deniz Hanım da kim?

Benim Avrupa’daki ortağım. Sap Döner’in tüm Avrupa şubelerine o bakıyor.

Peki, sizce insanlar neden sap olmalı? İnsan fıtrat olarak birbirine muhtaç değil midir?

Bu yüzyılın değil belki tüm asırların yalanıdır. İlk sorunla başlayayım. Öncelikle ben şansa, tesadüfe hiç inanmam kardeşim. Sen inanır mısın?

Pek değil…

Bak bi de sapım de de seni kendi evladım gibi seveyim.

Sapım (gülüşmeler)

Zaten zeki birisi olduğunu gözlerinden şipşak diye anlamıştım(!) Diyordum ki ben tesadüfe inanmam. İnsan nedir? Homo SAPiens. Latincede birçok kelime var sen gel de gör ki insanın tanımlarken içinde saplık geçsin.

Ama efendim bu çok rasyonel bir düşünce değil gibi…

Heyt! Ne demek değil. İnsanlığın özü saplıktır diyor. Hem sap olmayıp ne olacak söylesene bana? Sevgili olmanın avantajları nedir? Say bakalım.

Öncelikle bu hayat derdini beraber…

Geç anam babam geç bu TERANELER’i (kıpss ;)) Bu tür olaylarda ayrılık, kıskançlık, uzak kalma gibi birçok elem var. Biz TÜİK ve İsviçreli bilim adamları ile ortak bir çalışma yürüttük. Dünyada her gün 123 çift ayrılıyor. Her gün… Her bir ayrılık gönüllere adeta birer falçata darbesi atıyor. Bu bir yönden iyi tabi…

Aman efendim neresi iyi!?

İnsanların ilişkilere olan güveni sarsılıyor. Darbe alan her kimse bir sonraki ilişkisinde darbe almamak için ya çok katı oluyor ya da hiç ilişkiye bulaşmıyor. Anlayacağın insanlar yavaştan saplık girdabına doğru sürükleniyor.

Tespitleriniz fena değil… Peki size özel bir soru sormak istiyorum. İsterseniz cevaplamayın ya da off the record olarak cevaplayın. Sizin başınızdan hiç aşk macerası geçmedi mi Şuayip Bey? Bir kadın sizi yaraladığı için mi hep bu çaba?

Hahaha… Son soru kadar saçma bir soru duymadım. Şimdi güzel kardeşim, aşçılıkta 30 yılını geçirmiş birisi neden futbolcu olsun bir anda? 40 yıllık başarılı bir mühendisin tüm kariyerini geçmişini arkada bırakıp hukukçuluğa başlaması ne kadar mantıklı? Benim ömrüm saplığın tabiri caizse kitabını yazmakla geçti. Zaten saplık bizde genetik bir şey. Tüm kuzenlerim, halalarım, amcalarım, dayılarım sap. Anneannemler, babaannemler, annemgil de falan hep boşanmış. Neyse saplıkta ordinaryüs olmuşken neden hiç bilmediğim mecralara atılayım. Her özel gün ayrı bir dert. Ve devrimiz karşılaştırma devri. Kendi sahip olduklarıyla yetinmiyor insanlar. Kapitalizmi ancak tok gözlülük ve paylaşma yenebilir. Tek kişilik dev boykotlar. Neyse bu çok ayrı bir konu ki bu tür iktisat dersleri ancak görünmeyen üniversitelerde verilir.

Diyelim ki amacınıza mükemmel bir şekilde ulaştınız. Boşansın mı evli çiftler? Aile kurumu olmadan bir toplum ne kadar yaşayabilir?

Tabi… Bizim de en fazla düşündüğümüz nokta burası ama zaten aile diye bir şey mi kaldı. Sabah erkenden uyanıyorsun. Trafik. İşine gidiyorsun. İşten geç saatlerde çıktığın yetmezmiş gibi yine trafik. Eve yorgun argın geliyorsun. Eşin de çalışıyorsa o da yorgun geliyor. Evde bir tas yemek pişmiyor. Ya dışarıdan söylüyorsunuz ya da yiyip eve geliyorsunuz. Yemek yendikten sonra bir ağırlık çöküyor. Bir zamanlar dudağını bükmesinden ne diyeceğini, ne düşündüğünü, neye kırıldığını anladığın eşinin, şimdi saçlarındaki, kilosundaki değişiklikleri fark edemeyecek kadar yorgunsun. Eskiler dermiş ki bir evi ayakta tutan üç koku vardır: Kadın kokusu, çocuk kokusu ve de yemek kokusu. Şimdi diğer ikisi yok, üçüncü kokuyu da artık almamaya başlıyorsun. Çocuk olsa bile ona ayıracak vaktin olmadığı için o vakti çocuk doldursun diye gerekli gereksiz birçok kursa gönderiyorsun. Zaten diziler, filmler eskiden nasıl aile olunacağını söylerken şimdi nasıl aile olunmazı gösteriyor. Özellikle aşk varsa her şey mübah aldatmak dahi. Bu fikri savunan kitap bu ülkede en fazla satan kitaplardan değil miydi? O yüzden sadık olmak âşık olmaktan daha evla. Hakeza sap olmak da öyle.

Son olarak gençlere söylemek istediğiniz şeyler nelerdir Şuayip Bey?

Kalbinizin işine son verin. Aşka dair şiirlere şarkılara bakın. %95’i hüzünlü. Sap olun. Bundan utanmayın. Korkmayın. Tüm Sap Döner ailesi ve müdavimleri arkanızda. Şu an söylediklerim size komik geliyor ama sevgililerinizden ayrılık mesajı alıp onu bir başkası ile gördüğünüz zaman siz gençler saplığın aslında ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlayacaksınız. Tüm diyeceklerim bunlar.

Teşekkürler Şuayip Bey. Ve siz sevgili Teraneler okurları gelecekte başka bir röportajda görüşmek üzere… Acar muhabiriniz Yılmaz.

 

 

 

 

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın