Kimseye Etmem Şikayet Öykü

Kimseye Etmem Şikayet – 2. Bölüm – Abi Ben Aşık Oldum

By on 11 Ekim 2015

Hakkı Baba bugün hepimizi masaya topladı. Anlatacağı konu çok önemli olsa gerek ki pastanenin kapısını kapatıp üstüne bir de “Kapalıyız” yazısı astı. Mehmet Ali de Öykü Naz da ben de ne yapacağını çok merak ediyorduk. Yanında metalik bir kasa getirmişti. Kasayı usulca açmadan önce küçük bir konuşma yaptı.

  • Bazı anlar hayatlarımızda kırılma anı yaşatır. Hayatın seyrini değiştiren kavşaklar olur. İnsanlar bunun bilincinde olmadan yaşarlar. Ben ise sizlerin bu farkındalıktan uzak bir halde yaşamanızı istemiyorum.

Bir insanın hayatını değiştiren büyük olaylar falan bence tam bir saçmalıktı. Her olay olaydır. Öyle kişisel gelişim kitapları gibi konuşmanın hiçbir lüzumu yok.

  • Bazen bu hüzün olur bazen ise mutluluk bazen ise kararsızlık olur. İşte ben de tam bu sırada sizlere bu değerli şeyi vereceğim.

Çantayı usulca açtı. Bana kırmızı bir sigara uzattı. Hayatımın seyrini değiştiren olayın farkına bir sigara ile (üstelik kırmızı) varacaktım. Öyle bir şey olsa “ne kadar da saçma sapan bir hayatım var” diye küfrederdim. Öykü Naz’a mavi Mehmet Ali’ye ise sarı bir sigara verdi. Konuşmaya tekrar başladı.

  • Cibran hayatında en mutsuz en hüzünlü olduğunu düşündüğün an bu sigarayı iç.
  • Hakkı Baba ben sigara içmem ki… Hem sigara sağlığa…
  • Ne diyorsam onu yap.
  • Peki.

Ne deseydim şu hayatta öğrendiğim bir şey varsa belli yaşın üstündeki insanlarla asla tartışmaya girmemeniz ve hele hiç ama hiç inatlaşmamanızdır. Hele hele bu sizin işvereniniz ise inatlaşmaya gerek yok.

  • Öykü Naz sen de bu mavi sigarayı en kararsız kaldığın anda içmelisin.
  • Peki Hakkı Amca.

Peki Hakkı Amca imiş. Hanım hanımcık kıza bak sen. Sigara dumanından bile rahatsız olacak bir tip var kızda. Gelmiş bir de diyor ki “peki Hakkı amca” Biraz dik dur be kardeşim.

  • Mehmet Ali sen de bunu (sarı sigara) en mutlu olduğun zaman içeceksin.
  • Tamamdır Hakkı Ustam.

En mutlu anda bir insan niye sigara içsin ki. Hiç çok mutluyum hadi bir sigara yakayım diyen birini görmedim ama olması pek tabi zira ben pek insanları tanımam. Hakkı Baba herkese tek tek baktıktan sonra çantadan ahşap bir kutu çıkardı. Sanattan pek anlamam ama ahşap kutu işlemeleri ile baya estetik duruyordu. Üzerinde Arapça harfler ve rakamlar vardı.

  • Üçünüz de sigarayı içtikten sonra bana gelecek. Sigarayı ne zaman neden içtiğini açıklayacak. En uygun kimse “The Cigario of Blackness”ı içmeye o hak kazanacak.

The Cigario of Blackness mı? Yahahaha böyle bir saçmalık mı olur. Hakkı Baba televizyonda Yüzüklerin Efendisi’ni falan izlemiş herhalde. Neyse bakalım. Sahi ne demişti bana hüzünlü anında iç.

En hüzünlü anımda sigara içecekmişim. Peh! Hüzün bir reflekstir. Bir şey duyarsın üzülürsün, bir şey aklına gelir üzülürsün. Anlıktır veya çok uzun sürmez. Lâkin ben öyle kolay kolay hüzünlenen bir insan değilim ve sürekli hüzünlenen insanlara da sinir olurum. Geçenlerde pastaneye birkaç genç geldi. Mehmet Ali hergelesinin bankada işi olduğu için nadir de olsa geçici olarak onun yerine ben bakıyordum. Baktım gencin birinin suratından düşen on bin milyon milyar parça. Dayanamadım sordum insanız sonuçta.

  • Hayırdır neyiniz var

Keşke dilimi eşşek arısı soksaydı da sormasaydım. (Biliyoruz tamam mı eşşek eşek diye yazılır.)

  • Tüm insanlığın acısı üstümde. Herkesin varoluş sancılarını yaşıyorum içimde. Ben her daim hüzünlüyüm o yüzden. Bunca çok acı varken nasıl sevinebilirim.

Yapma usta bana demagoji yapma. (Bu kelimenin manasını bilmiyorum ama cümlede güzel duruyor) Pastaneye gelip bir pasta ile bir çaya 10TL vermesini biliyorsun. Maden dünyanın acısı içinde o 10 TL ile bir yetime oyuncak alsana, bir açın kalbini doyursana… Bu tiplere uçan tekme atasım var. Dertli adam derdinden uyuyamaz. Bir şeyler yapmak ister. Nasreddin Hoca’nın hindisi de düşünür ona bakarsan. Acı var eee acıyı dindirmek için ne yapıyorsun… Acı çekiyorsun. Yahu tezatlığa bak madem acı çekmeyi azaltmak istiyorsun kendi acını dindir ve yardım etmek için koştur. Bir şeyler yapmak için çabala. Bir de gereksiz acı çekenler var.

Bunları alıp götüreceksin onkoloji birimine görecek orada gencecik kanserle boğuşan gençleri görecek sonra gereksiz varoluş sancıları çekmeyi. İnsanoğluna rahat da batıyor. Sen neşeli ol insanları da mutlu et. Ben acı çekiyorum diyerek kimin acısını dindirebilirsin. Şimdi gelmiş bana diyor ki en hüzünlü anında sigara iç. Hem de kırmızı. Erkekliğin raconuna ters aga. Neden böyle eril bir dil kullandım bilmiyorum. Boş ver yemişim feministleri.

**

Hakkı Baba’nın bizlere sigara dağıtmasının üzerinden bir saat geçmişti ki Mehmet Ali yanıma geldi.

  • Abi dedi malum öğrenciler yavaş yavaş buradaki kütüphaneye akın etmeye başladı. Pastaneye canlı müzik mi koysak?
  • Mantıklı ama Hakkı Baba’ya danışmamız lazım.
  • Abi ben sordum Hakkı Baba’ya Cibran evet derse olur demezse olmaz dedi.

Şu hayatımda hiç bu kadar kendimi kudret sahibi hissetmemiştim. Bir çocuğun hayalleri ağzımdan çıkacak olan iki kelimeye mi bağlıydı şimdi. Tamam abartmayalım altı üstü bir fikir.

  • Evet demesine derim Mehmet Ali’m (ben de az değişik değilim. bu bizim millette olan bir özellik. en ufak bir yetki verilince kendini padişah sanmalarda birinciyiz. (istisnalar vardır elbet ama kaideyi bozmaz)) ama kim söyleyecek, ne zaman söyleyecekler
  • Abi benim tanıdığım bir arkadaşın…
  • Anlatım bozukluğu yapma! Arkadaşın zaten tanıdığın birisidir. Şimdi devam et
  • Bir arkadaşın tanıdığı varmış. Sesi güzelmiş. Paraya ihtiyacı varmış.
  • Hmm Mehmet Ali sen gelir gider tablosunu yap. Canlı müzik olduğu zaman ne kadardan satmamız gerekiyor çayı falan. Ona göre olsun. Yalnız mesuliyet kabul etmem. Bir de gelecek kişiyi önceden dinlemek isterim. Hatta Öykü Naz sen de gel.
  • Buyrun Cibran Bey.

(utanmasa Cibran Abi diyecek. tamam kızım ya sana yürümeyeceğim ve Mehmet Ali ile ben burada olduğumuz sürece kimseyi sana yürütmeyeceğiz ama bu yapmacık sınır koymalar olmuyor be güzelim.)

  • Hepiniz birer şarkı seçin bakalım. Canlı müzik için geldiği zaman o şarkıları söyleyecek eğer beğenirsek işi kapar arkadaşının arkadaşı.

Öykü Naz dudağını ısırıp, gözlerini yukarı dikti bu sırada sağ elini saçlarına götürdü. Mehmet Ali ise parmaklarını şıklatmaya başladı. Mehmet Ali az bir süre düşündükten sonra

  • Yalnızlık Senfonisi
  • Güzel bir şarkı

Öykü Naz ise düşündükten sonra Ezginin Günlüğü’nden Aşk Bitti isimli şarkıyı seçti. Ben İki Keklik türküsünü istedim. Mehmet Ali bunları arkadaşına iletecekti. Bir an için seçilen şarkılar üzerinde düşünmek istedim ama sonradan gereksiz yere ATP harcamak istemediğimi fark ettim.

Şarkılar insanlar hakkında çok şey anlatabilirdi elbet ama günümüz dünyasında insanların kulakları ve müzik beğenileri adeta çöplük. Eskiden müzik ile insanların psikolojik rahatsızlıkları tedavi edilirmiş. Belli rahatsızlıklara göre belli makamdaki şarkılar dinletilirmiş. Şimdi ise müzikler gürültüden ibaret. Bir insanın müzik zevki canının istediğini dinlemesi değildir kulağını o zevke göre eğitmesidir. Ben çok mu eğitiyorum hayır ama bu ülke de herkesin herkesi fütursuzca eleştirme özgürlüğü var ve ben bu özgürlüğü çok severim. Ben bu özgürlüğü yerim.

**

Şarkı isimlerini aldıktan sonra uykum geldi. Biraz uyumak istedim. O sırada gerçekten daha gerçekçi bir rüya gördüm. Dinleyin sevgili kaari: “Hakkı Baba sigaraları dağıttıktan sonra şehirde işi olduğunu söyleyerek şehre inmişti. Otobüsten indikten sonra kendinden emin adımlarla şehrin arka sokaklarına doğru yürümeye başladı. Madalyonun iki yüzü olduğu gibi bu şehrin de iki yüzü vardı. Hakkı Baba şehrin karanlık yüzünden ilçeye kaçmış olmasına rağmen ara sıra şehre uğraması gerekirdi. Aynı sokakta kimsenin kendini takip etmediğinden olmak için birkaç defa turladı. Emin olduktan derme çatma bir gecekondunun önüne gelip kapıya üç kere vurdu. Kapı açıldı. İçerisi zifiri karanlıktı. Ayakkabılarını çıkardı. Gözlerini kapattı. Ayakları halıyı hissediyordu. Halıyı takip ederek yürümeye başladı. Geldiğinde ise yaşlı bir adam onu bekliyordu.

  • Hoş geldin Hakkı
  • Hoş bulduk efendim
  • Verdin mi sigaraları çocuklara
  • Verdim
  • Kırmızı sigarayı Cibran’a verdin değil mi?
  • Evet efendim.
  • Tamam şimdi çık.

Hakkı Baba içi huzur dolu bir şekilde gecekondudan dışarı çıktı. Şehrin merkezine doğru gelirken bir lokantada bir sürü magazin ekibi ve insan gördü. İlk başta bu kalabalığa anlam veremese de sonradan lokantadan çıkan kişiyi görünce anlamıştı. Lokantadaki kişi ülkenin en zengin insanı olan Muhammet Ali Hanzade’den başkası değildi. İçinden büyüklerinden duyduğu şu lafı geçirdi: “Çok laf yalansız, çok mal haramsız olmaz.””

Rüya burada bitmişti sonra uyandım ve alelacele şehre inmek için pastaneden ayrıldım.

**

Şehre inmekten nefret ederim. Kocaman binalar. Asık suratlı memurlar. Haddinden fazla arabalar. AVM’ler yani günümüz dünyasının rehabilitasyon tapınakları. Ve o AVM içindeki, parklardaki genç çiftler. Nedense bana %90’ı yalan gelir. Yani aşk, sevgili olma olayları yalan, sahte. Şimdi diyeceksiniz biliyorum Cibran sen sapsın ondan böyle diyorsun. Ben ilişkiler saçma olduğu için sapım; sap olduğum için ilişkileri saçma bulmuyorum yani.

Şimdi bir ilişkinin erişebileceği son nokta evliliktir. Aynı habitatı paylaşmak sorumluluklar cart curt. Ya ben bir bakıyorum gençlere öyle laflar ediyorlar ki sanarsın deli gibi aşık. Kız ya da erkek fizana git dese gidecek ama Twitter’da başka bir karşı cinsin twitini favlayınca güven sorunu duyacak kadar da güvensiz. Al bir de burdan yak! Buradan değil burdan. TDK’yı sevmiyorum ve bazı bilinçli yazım yanlışları yaparak isyan ediyorum. Çünkü Cibran yani ben ergenlikte isyan etmedim onu hayatımın diğer kısımlarına da üleştirdim. Bir şair demiş ya başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız diye benim bence hayatım isyanla başlıyor. Alayına isyan.

Şehre inmek için dolmuşa bindim. Yanıma yaşlı bir teyze oturdu. Şöyle beni bir süzdü ve direk konuya girdi.

  • Belediye başkanı hakkında ne düşünüyorsun?

Hayda bre! Ben Mehmet Ali’nin siyasetinden kaçmak isterken bu da ne böyle. Belediye Başkanı zamanında uyuşturucu baronluğu, silah kaçakçılığı yapmış ve de 3 genç kıza tecavüzden yargılanmıştı ammavelakin her nasılsa adamımız tüm bunlardan beraat etmişti. O 3 genç kızdan ikisi intihar etmiş diğeri ise akıl hastanesine yatırılmıştı.

  • Benim pek bir fikrim yok ama halk memnun değil.
  • Ankara’ya şikayete gidecekler.
  • Hahahaha
  • Neden güldün evladım.
  • Ya bence Ankara’ya gideceklerine öldürsünler.
  • Öldürsünler mi?
  • Sistem her zaman adamını korur. Yani bu adam o kadar yargılanmış ceza almamış ise demek adalet kavramında bir sıkıntı var.
  • Peki öldürmek ağır değil mi?
  • “En güzel türküyü bir kurşun söyler.” demiş aşık bir şair. Bence en güzel adaleti bir kurşun sağlar. Tam kalbine bam bam! Gerçi böyle şerefsizler için kurşun adaleti merhamet olur.
  • Yani elinde imkanın olsa o adamı öldürür müsün?
  • Ben öldürmem. Adaleti yerine getirmekle kendini kim sorumlu hissediyorsa o öldürsün.
  • Her böyle yapanı öldüremezsin ki?
  • Keşke öyle bir kudretim olsaydı. 7 milyar insanın en fazla 70 milyonu bu tür bir pislik olsa sanıyorum çok fark etmez eksiklikleri. Ayrıca o adamı öldüren kişiye hediye olarak bir elmalı kurabiye gönderirdim böyle bol tarçınlı kıtır kıtır ağızda dağılan cinsten.
  • İlginç çocuksun. Ya ben belediye başkanının annesi falan olsaydım, bu düşüncelerini ona iletseydim o zaman ne olacaktı halin?
  • Öyle bir durum olsaydı o zaman düşünürdüm. Küçük olasılıklar için çoğu genç gibi hayatımı zindan edemem. Şimdi müsaadenle ben iniyorum.

Sırf kadının dırdırından kurtulmak için erken inmiştim. Şehirdeki kütüphaneye uğradım. Kitapların arasında biraz dolaştım. Kitap kokusunu içime çektim. O eski ciltli kitaplar arasında dolaşırken… Hahaha saçmalamayayım. Ben böyle romantik eylemlerde bulunmam. İşimi halleder, çıkar giderim. Aradığım kitabı buldum ve çıktım.

Eğer bir gün bir kitap yazarsam başlığı söyle olacak: “Bir Pislik Olmanın 50 Yolu” ya da “10 Basit Adımda Nasıl Bir Pislik Oldum.” Bu sırada ben kendime pislik diyebilirim ama siz diyemezsiniz. Artık şu kara fücur ve pıtraklı şehirden, inşirah dolu ilçeme gitme vakti geldi.

**

Bugün de dükkanı yine ben açtım. Bugün büyük gündü. Zira canlı müzik söyleyecek ekibi dinleyecektik. Onlar için içeride küçük bir köşe ayırmıştık. Orada çalacaklardı hem akustik olarak da oradan ses iyi geliyordu. Gerçi günümüzde mikrofon falan var ama olsun. Öğleden sonra geleceklerdi. Mehmet Ali’nin dediğine göre solist bir erkekmiş adı da Deniz.

Gelen müşterilerle ilgilendikten sonra Mehmet Ali hemen telefonuna bakmıştı. Zira Twitter denilen uygulamaya girmeden duramıyordu hazretleri. Telefona baktı. Gözleri fal taşı gibi açıldı.

  • Ne oldu oğlum
  • Abi belediye başkanı ölmüş
  • Eee Allah rahmet eylesin
  • Dahası öldürülmüş
  • Yok artık
  • Hatta ve hatta öz ve öz annesi bir silahla öldürmüş.

Hemen elinden telefonu aldım. İçimden bir küfür savurdum. Zira yaşlı teyze cidden belediye başkanının annesiymiş. İçimden bir küfür daha savurdum zira kadına elmalı kurabiye göndermem gerekecekti ama içten içe mutluydum. Bir pisliğin ölmesine vesile oldum. Pislik kelimesini çok sık kullanıyorum, farkındayım ama benim msn adresim bile AsiPisliq_ft.Seytaninkankisi@hotmail.com idi.

Biz muhabbet ederken pastaneye bir kız girdi. Sapsarı saçları, masmavi gözleri, mükemmel bir fiziği vardı diyemiyeceğim ama sarı saçlı ve mavi gözlü. Kısaca; güzel bir kız içeri girdi ki bu devirde en zor bulunan parçacık; güzel kız parçacığı.

Mehmet Ali’nin yanına geldi. Mahcup bir tebessüm ile

  • Merhaba ben Deniz. Canlı müzik için gelmiştim.

Mehmet Ali  sesi titreyerek “Tabi buyrun.” dedi. (bu hayra alamet değil) Ben bizimki bir pot kırmasın diye Öykü Naz’ı çağırdım.

  • Öykü Naz Hanım (intikam soğuk yenen bir yemektir.) Deniz hanım canlı müzik için gelmiş. Ama çalmadan önce bir soluklansın, bir şeyler ikram edelim. Hem de yerini gösteriver.

Öykü Naz neden Mehmet Ali değil de ben yapıyorum dercesine gözlerime baktı. Ben küçük bir kaş işareti yapınca Mehmet Ali’nin suratına baktı. Ve durumu çaktı. Zaten iki kız uzaklaştığı zaman (şaka maka biri esmer güzeli diğeri de sarışın güzeli iki kız ile aynı ortamda çalışacağım ve hala sapım – ama yoo sap olmak bana koymaz ki)  Mehmet Ali malumu ilan etti. Bu tür şeyler, bu hızla sadece hikayelerde, filmlerde ve şarkılarda olur sanıyordum ama meğer öyle değilmiş…

  • Abi ben aşık oldum.

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın