Kültür & Sanat

Brenna ve Selim’in “Karşılama”sı

By on 1 Temmuz 2015

600x600

Can Tüysüz’e ithafen.

Selim Sesler, dünyaca tanınan meşhur bir klarnet virtiözü olan abimiz ne yazık ki geçtiğimiz yıl mayıs ayında hayatını kaybetti. Brenna MacCrimmon, Kanada’dan gelen ve artık bizden biri olan bu ablamız o kendine has sesiyle ve üslubuyla bizleri kendine hayran bırakmaya devam etmektedir. Yollarının nasıl kesiştiğini anlatmadan evvel kısaca ikisinin ayrı ayrı hayatlarına değinelim.

Selim Sesler bir Bulgaristan göçmeni. Edirne’nin Keşan ilçesine göçmüşler. Bendeniz kuzenimin düğünü vesilesiyle o beldeyi gördüm. Her ne kadar 3 saatlik düğün için toplamda 30 saat yol gitmiş olsak da güzel bir anıydı benim için. Keşan halkı içten, sıcak, samimi. Bir nevi küçük İzmir gibi. Bu içtenliği görmek mümkün. Selim Sesler’in babası da kendisi gibi müzisyenmiş. Selim küçük yaşlarda düğünlere giderken fark eder ki klarnetin enstrümanlar arasındaki yeri apayrı. Diğer hepsini bastırıyor. Büyüklerin “Klarnet çalabilmek altın bileziktir.” lafı da Selim’i yöneltiyor klarnete ve başlıyor ikilinin macerası. Düğünlerde dudakları patlayıncaya kadar klarnet çalıyorlar, çalıyorlar, çalıyorlar. Bir gün canına  tak ediyor ve Keşan’dan İstanbul’a gidiyor, kafasında ise sanatını geliştirme fikri var. Cemiyetlere gidiyor, konservatuara gidiyor, Ferhan Şensoy’un oyunlarında bile çalmaya başlıyor. Sadece belli çevreler tarafından biliniyor o zamanlar. Bu burada dursun.

Brenna MacCrimmon, Kanada’nın Toronto, Ontorio beldesinde doğdu. Gençliğinde kütüphanede dolaşırken Türkçe albümlere rastlar ve ilk duyuşta aşk başlar. 80’lerin başında etnik müzikoloji dersleri alırken, Türk sanatçılarla tanıştı ve bağlama çalmayı öğrendi. 80’lerden sonra ise kendini Balkan Müziği’ne adadı. Türk müziği üzerine araştırmalar yaparken, Balkan ülkelerini köy köy gezmiş sadece müziği değil o yörenin kültürünü ve de halkını da benimseyen Brenna, tez hazırlarken İstanbul’a gelir ve 5 yıl İstanbul’da yaşar. Ve bizi kültürümüzü artık iyice içine işlemiş, Kanada’dan gelip bizim değerlerimize artık bizden daha iyi sahip çıkmaya başlamıştır. Bu da burada dursun.

1998 yılına gelindiğinde Brenna Ablamız Balkan ezgilerini seslendireceği bir albüm yapmak ister. Bunun için kiminle çalışsam diye düşünürken Selim Sesler ile çalışmaya karar verir. Selim Sesler ile beraber “Karşılama” isimli o mükemmel albümü yaparlar. Bu albüm şu an Türkiye’nin en güzel eserlerini çıkaran kâr amacı gütmekten ziyade kendi kültürümüzü korumaya çalışan birkaç babayiğit insanın kurduğu KALAN MÜZİK’ten çıkmıştır. Zaten bir albüm Kalan Müzik’ten çıkmışsa onun kötü olma ihtimali sıfıra yakındır. Bu yapılan albüm çok beğenilir tabi Türkiye de değil… Yurtdışında. Bu albüm Kanada’da June Ödülünü alınca, sanat çevresinin gözü Selim Sesler’e çevrilir bir anda. Keşan’a Giden Yollar albümü ABD’de çıkar ve bizim seslerimiz tüm dünyaya duyulur. Bunlar daha başlangıçtır. Fatih Akın’ın Duvara Karşı filmi ve de Crossing the Bridge: The Sound of İstanbul belgeselinde Selim Sesler’den bir parça bulunmaktadır. Öyle ki Selim Sesler Cannes’te kırmızı halı üzerinde yürüyecek ve bu da daha tanınmasına vesile olacaktır. 2007’de çıkarttığı Oğlan Bizim Kız Bizim adlı albüm, Songlines dergisinin o yılın en iyi 10 albümü arasında gösterilir. Selim Sesler sadece tanınarak değil, gelen birçok turistin kulağına bu müziği nakşetmiştir.

Brenna MacCrimon ise başka albümlerde çıkarmıştır. Muammer Ketencioğlu ile çalışmış, Babazula ile albüm yapmış ve kendisi solo albümde yapmıştır. Çoğu insan kendisini Şemsiyemin Ucu Kare adlı şarkı ile tanısa da birçok güzel eseri seslendirmiştir. Türkçeyi öğrenmemiş resmen ikinci ana dili haline getirmiştir. O sesi o naifliği ile bendeniz şu fakirin gönlünü çalan bir hırsızdır aynı zamanda. Kendisi şu an Kanada’da ikamet etmekte olup ara sıra Türkiye’ye projeler için uğramaktadır. Selim Sesler ile birlikte Karşılama’dan sonra birkaç farklı projede de beraber çalışmışlardır.

Karşılama albümüne gelince söyleyecek çok fazla bir şey yok. Brenna ablamız mükemmel sesi ile nağmelere can verirken (özellikle Saniyem adlı esere bayıldım) Selim abimiz ise klarnetini adeta konuşturmuştur. Tüm bu eserler samimidir, lezizdir, bizdendir.

Gelin görün ki Selim Sesler kalp rahatsızlığından dolayı hastaneye yatırıldığında durumu hakkındaki bilgiyi Türk medyasından değil yabancı medyadan öğreniyoruz. Yine vefat ettiğinde cenazesine gelen “ünlü” diyebileceğimiz Serkan Çağrı ile Mustafa Avkıran görülmüştür. Kendi değerlerine, hakiki öz sanatçılarına sahip çıkmaktan aciz bir toplum dahası aciz bir medya varken biz güzel esenlik veren melodiler yerine gürültülü cistak cistak şarkıları dinlemeye devam eder, unutulmaya yüz tutmuş hangi pop sanatçısının nerede ne yediği gibi elzem bilgileri öğrenmeye devam ederiz.

Neyse güzel insanlardan bahsettik. Kızgınlıkla yazımızı bitirmeyelim. Şimdi sevgili kaarilerim size bu video ile veda ediyorum. Özellikle 2:58 e dikkat edin Brenna ablamızın mimiklerine. Klarneti çalan kim mi tabi ki de Selim Sesler. Allah rahmet eylesin.

TAGS
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın

Şahinzâde
Ankara

Kalbinden aşina ol; dıştan yabancı görün Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.

Kategoriler
Sosyal Medya
Twitter
  • Ankara'da öyle bir soğuk var ki dışarıda üç dakika dursanız; üşümeniz otuz dakika boyunca geçmiyor. Evde bile.

    Tweeted on 02:55 PM Dec 07

  • Dört güzel insan. https://t.co/HtV29aE5WT

    Tweeted on 01:24 PM Dec 04

  • Uzun sürenin ardından bir şey çiziktirdik. Buyurun. -- https://t.co/aPnRgKe8Dx

    Tweeted on 02:55 AM Dec 02

  • Yasadır değişmez: Ankara'da hava ne kadar soğuksa, Bilkent Kütüphanesi o kadar sıcaktır.

    Tweeted on 09:47 AM Nov 30

  • Şarabî parçası eşliğinde sanatçıların fotoğraflarının teker teker geldiği bu introdan daha iyi bir intro gelmedi. -… https://t.co/g1nq6O01GF

    Tweeted on 04:07 AM Nov 30

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Kumpanya Blogları