Denemeler

Yıldızlara Bakmak Zamanı

By on 11 Mayıs 2016

“Üstümde yıldızlı gök” demişti Königsberg*’li
“içerimde ahlâk yasası”

İsmet Özel

Ve şimdi yıldızlara bakmak zamanıdır ıssız bir çölün ortasından. Dünyanın bütün yapay ışıltılarından uzak, yıldızlara bakmanın tam zamanıdır. Çünkü bir kez semaya layıkıyla baktığımız zaman anlayacağız, kavrayacağız belki de evrenin sırrını. Elbette çöle düşmeyi göze almışsak kum fırtınalarından nasibimizi alacağız. Ancak, biz Mecnun’un torunlarına çöle düşmek koymaz. Şimdi yıldızlara bakma zamanıdır çünkü çok karardı içimiz. Bu yorulmuş, boğulmuş ve kaybolmuş benliklerimizin birer terbiyeciye ihtiyacı var. Ne bize göğü layıkıyla anlatabilecek ne de bizi arzın 7 kat yukarısına çıkarabilecek sözlere sahip kimse yok. Hâl böyleyken sevgili dostlarım peki şimdi ne yapacağız? Ruhlarımızı, yıldızlardan başka kim aydınlatabilir karanlığa meftun şu toprak parçasında? Hiç kimse. Belki gözlerinde galaksileri gördüğümüz birileri çıkarsa ki o da Allah’ın mutlak iradesinde saklı.

Ve şimdi gerçekten ve hakikatten yıldızlara bakmak zamanıdır okyanusun ortasında kalmış adadaki bir ıhlamur ağacının altından. Elbette adada mahsur kalmaktan, yani yalnızlıktan nasibimizi alacağız. Ancak, yalnız kalıp düşünmek için Hira’ya çıkan bir Nebi’nin ümmetine yalnızlık koymaz. Şimdi yıldızlara bakma zamanıdır çünkü kalabalıklar içinde yalnız olmaktan en çok şikayet eden biz olduk. Her birimiz sözde teleskopla dışarıyı izleyen cam adamlarız. Ancak şimdi yıldızlara bakma zamanıdır ki yıldızlar bize kutlu yalnızlığı anlatacak. Bu yaşadığımız dünya bu toplum yine kaptırdı kendini dünyalık hesaplara. Olması gereken davranışlar artık ödüllendirilen davranışlar oldu. Artık yapay bir acının sancıları, gerçek acının sancılarından daha şiddetli oluyor. Lâkin bu yapay sancılardan bir hakikat de doğmuyor. İçimizi aydınlatmıyor çektiğimiz ızdıraplar. İşte bu yüzden şimdi yıldızlara bakma zamanıdır ki belki bu bakış ızdıraplarımıza birer mana kazandıracak.

Ve şimdi cidden yıldızlara bakma zamanıdır kuyuların en diplerinden. Elbette kuyuların serinliğinden ve derinliğinden nasibimizi alacağız. Ancak kuyular derindir Yusuf (a.s.) dahi düşmüştür diye teselli bulacağız. Güzele olan hasretimizi yıldızlara bakarak gidereceğiz. Belki kayboluşuna tanık olacağız bir yıldızın. Belki dilek tutacağımız zaman bir yıldız kayıp gidecek. Lâkin şu dünyada farklı suretlere bürünen Zeliha’lardan korunmak için kendimizi kuyulara atmak gerek. Kuyulara atmak ve yıldızlara bakmak. Bizim rüyalarımızda yıldızlar bize secde etmeyecek biliyoruz. Ancak yıldıza dost olmanın bir manası olmalı… Yoksa tüm bu yaşadıklarımız tüm bu gökyüzü bir karahindiba çiçeği gibi tek üfleyişte kaybolacak. Uçurumun kenarında bir gece vakti yürüyoruz, yönümüzü gösteren ise bir yıldız. Onu da kaybedersek biliyorum en ufak adımda yuvarlanıp gideceğiz.

Ve şimdi yıldızlara bakmak zamanıdır kitapların arasından karanlık çökmüş odanın penceresinden. Tüm bu dünya telaşesinin göbeğinden yıldızlara bakmak zamanıdır. Ancak bizler kendimizi bildiğimiz zaman tüm bu bakmalar asıl manasını kavrayacak. Şehrin göbeğindeki ışıklardan göremesek de yıldızları layıkıyla… Gönülden isteyerek baktığımız zaman yine birkaçı bize tebessüm edecek semadan. Bizler bu şehrin çocuklarıyız. Şehrin karanlığına küfretmek yakışmaz bize. O yüzden yıldızlara bakıp birer ay misali ondan aldığımızı yansıtacağız etrafımıza. Belki bir sokağı bile aydınlatamayacağız ancak insanlar baktıkça bize sükûn bulacak. O yüzden şimdi teknolojik aletlerin yapay ışıklarından kurtulup, başımızı aşağıya değil gökyüzüne çevirelim. Hangi suyun sakası olduğunu bulmak için yaşama bir mana kazandırmak için var gücümüzle semanın kollarına atmamız gerek kendimizi.

Ve şimdi tekrardan yıldızlara bakma zamanıdır. Ve semaya ve Tarık’a yemin olsun. Ve Tarık nedir bilir misin? O karanlığı delen pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır. Hiçbir kimse yoktur ki onun üstünde bir koruyucu ve gözetici bulunmasın. Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün?**  

*: Şair’in Königsberg’li dediği kişi Immanuel Kant olmakla birlikte cümlenin orjinali şu şekildedir: “İki şey bende huşu uyandırıyor: Üzerimizdeki uçsuz bucaksız sema ve içimizdeki ahlâk yasası”

**:Tarık Suresi ilk 5 ayet.

 

 

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın