Şahinzâde
Çılgın Fikirler Enstitüsü

"Kalbinden aşina ol, dıştan yabancı görün; böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur."

Kategoriler
Sosyal Medya
Twitter
  • Akademik çalışmalarda yüksek oranda intihal çıkar, ALES soruları çalınır… Yazık. https://t.co/1q0RD6UL1H

    Tweeted on 12:13 AM Dec 18

  • Adab-ı Muaşeret kitabını okumak için otobüste yaşlılara yer vermeyen genç misali çoğu insan.

    Tweeted on 02:16 AM Dec 17

  • "bendeki bu iç deniz bu yangın yeri/ sönmedi durulmadı gittin gideli" Susmak - İncesaz 9 (Peşindeyim)

    Tweeted on 01:40 AM Dec 17

  • Çocukken her penaltıyı gole çeviren bir forvetin her penaltıyı kurtaran bir kaleciye karşı penaltıdan gol atıp atamayacağını düşünürdüm.

    Tweeted on 01:43 PM Dec 16

  • 3 Idiots'ı hatırlayanlar? https://t.co/qRYpCroO0k

    Tweeted on 01:22 PM Dec 16

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Featured Video Play Icon
Denemeler

Yaz Yağmurları

By on 5 Ağustos 2017

“ Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.

  Bir yağsam pahalıya malolacağım.”

Didem Madak – Çiçekli Şiirler Yazmak İstiyorum Bayım

 

Şehre yağmur yağıyor.

Bu aylarda yağmurlu havaya pek alışkın değilim. Hiçbirimiz değiliz. Orman ile dost olamadığımız için, doğa ile dost olamadığımız için zamansız geliyor yağmurlar. Şehre yağan bu yağmur, daha doğrusu bu illegal yağmurun bize anlatmak istediği bir şey olmalı.

Kesinlikle bir şey olmalı yoksa vakitsiz ziyaretimize gelmezdi. Hemen üstüme bir yağmurluk alıp dışarı çıkacaktım ama bulamadım. Annem kaldırmış yağmurluğumu kışlıklarla birlikte. Tam dışarı çıkacakken annem seslendi: “Oğlum, hasta olursun gitme.” Dedim ki “Anne, merak etme. Biraz yağmur kimseyi incitmez.”

Birkaç damla ile muhatap olmak istiyordum önce. Benimle muhatap olmaktansa bedenime çarpıp yok olmayı tercih ediyorlardı. Ağır ağır yürüyordum. Hayıflanıyordum kendime neden irtibat kuramıyorum damlalarla diye. Oysa lisede böyle miydim? Benimle bir yürürdü yağmurlar. Benimle dertleşmek için uzak diyarlardan gelirlerdi. Bir keresinde Kâbe’ye yağan yaşlı bir yağmur damlası ile hasbihal etmiştim çamlar altında. Nasıl da heyecanlı anlatıyordu o günü…

Geçmişimin başarı koridorlarından çıkıp ana odaklanmam lazımdı. Odaklanmaya çalışırken “Gökyüzüne bak.” diye bir fısıltı duydum. Anlam veremedim önce ne demek istiyordu bu damla, yok olmadan önce. Kendi kendime kuruntu mu yapmıştım yoksa… Yağmur damlalarını elimden geldiğince incitmeden yürüyüşüme devam ettim.

Sonra bir ses daha duydum: “Gökyüzüne bak.”

Başımı kaldırmam ile şimşeklerin çakması bir oldu. Her taraf her yer bir an bembeyaz olmuştu. Ne yürüdüğüm yol ne de damlalar vardı, var olan tek şey sadece beyazlık idi. Yaşadığım kısa süreli şoktan, gök gürültüsünü duymamla çıktım. Yağmurun hızını artırması ile cebimdeki telefonun titremesi bir oldu. Arayan annemdi, “eve gel” diyecekti. Ancak eve dönemezdim, yapamazdım. Ahdi yerine getirmem lazımdı. Ahde karşı vefalı olmak zorundaydım.

Yolun tam ortasından yürüyordum. Birden MFÖ’nün Tam Ortasındayım şarkısı çalmaya başladı zihnimde. Tam ortasındaydım yolun ve yağmurun. Şarkıyı mırıldanmaya başladım. Nakaratına gelince duraksadım bir an. Yavaşladım kendi içimde yürüdüğüm yolda.

 Nasıl da paylaşıyor insan isterse/ Nasıl da birmiş meğer hasretler

Nasıl da mecburmuşuz sabretmeye/ Sevmeye, öğrenmeye…

Tekrar tekrar söyledim kendime bu cümleleri. O sırada damlaların tebessüm ettiğini gördüm. Anlamıştım. O gün o sahil kenarında beni yüzyıllık buhranlarımdan kurtaran damlalara verdiğim sözü bir kez daha tutmuştum.

Yağmur bize kaybettiğimiz değerleri hatırlatmak için yağıyordu. En başta ne kadar aciz olduğumuzu hatırlatıyordu. Sonra paylaşmanın sadece sosyal medyada olmaması gerektiğini anlatıyordu. Bu dünyada istesek de istemesek de doğa ile birlikte yaşıyoruz ve bütün iktidarı elimizde tutmamamız gerektiğini söylüyordu yağmurlar. İktidarımızı paylaşmalıydık doğa ile.

Yağmur hafif bir şekilde yağdığında herkesin serinliğe olan hasreti gün yüzüne çıkmıştı birden. Damlalar ulaşımın canına okurken bize beklemek düşüyordu. Sabretmek düşüyordu. Beklerken, ister istemez yavaşlıyorduk ve bu farkında olmadan içine sürüklendiğimiz rutin hayatımıza bir dur diyebiliyorduk. Ne istiyorduk ve neredeydik? Özellikle beklemeye ve sabretmeye tahammülümüzün kalmadığı bu çağda yağmur, bizi dinginliğe çağırıyordu. Yıllardır toprağı kirlerinden arındıran bir yağmura hasrettik, insan topraktandı… İnsan kirliydi her daim.

İşte böyle bir zamanda şehre yağmur yağıyordu. Dahası biz yağmurun şehre yağdığını sanıyorduk fakat…

Gönüle yağmur yağıyordu.

Her ne kadar farklı gözüksek de aslında hepimiz bir deftere farklı hattatlar tarafından çizilmiş elif (ا) misali gibi ufak farklılıklarla ayrılıyorduk birbirimizden. Özümüz birdi. Damlalar her ne kadar ayrı ayrı olsalar da hepsi bir yağmurun parçası idi. Bu düşüncelerle eve geldim. Annem televizyona bakıyordu, yağmur İstanbul’a çok şiddetli yağmış ve birkaç yüz milyon dolarlık zarara sebep olmuştu. İllegal yağmur yağmıştı ve pahalıya da mâlolmuştu.

Bu sırada annem bana bir mektubun geldiğini söyledi. Zarfın üstünde “bir güzide mektuptur çağların ötesinden” dizesi yer alıyordu. Gönderen kişinin ise sadece adı yazıyordu: Elif Damla.

PS: Sahi ne diyordu cennetmekân Neşet Baba:

“Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca/ Akar can özümde sel gizli gizli…”

 

TAGS
RELATED POSTS
2 Comments
  1. Cevapla

    HNTÇ

    15 Ağustos 2017

    Denemelerinizi okurken Elif Damla olmak istediğim doğrudur. Bir gün sizinle oturup sohbet etmeyi çok isterim. İnşallah bir süre sonra kitaplarda da isminizi görürüz. Çok şey yazmak istiyorum ama ne yazarsam aynı cevabın geleceğini düşünüyorum.

    • Cevapla

      Şahinzâde

      25 Ağustos 2017

      “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor.” der Salinger Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabında. Bu hissiyatı uyandırabildiysem ne mutlu. Güzel temennileriniz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın