Denemeler

Hayy, Hayal ve Hayat

By on 20 Mayıs 2019

Yorgunum. Bir yazıya böyle başlanamazdı; bir hayata da bir hayale de… Yorgunluğumun içinde büyük bir kasvet var, bedenim ayrı, ruhum ayrı yorgun. Sebepli sebepsiz yorgunluklarım var. Bunlardan bahsedebilir miyim bilmiyorum fakat biliniz ki yorgunum.

Trafik manzaralı, çay bir lira olan bir kafede oturup trafiği seyre dalıyorum. Trafik akıyor… Akıyor ama aslında hep aynı yerinde, trafik bitmiyor. Özellikle iş saati çıkışlarında, hava kararmaya başlarken cümle âlem yorgunluklarını ilan ederken ben de yorgunluğumu ilan etsem diyorum. Elim telefona uzanıyor, sonra vazgeçiyorum. Paylaşılanları genelde herkes kendi hissesine düşündüğü için beğeniyor, paylaşıyor. Oysa hakikatte gerçekten bizi düşünen kim var? Yazdıklarımıza, paylaştıklarımıza sahici bir değer veren kim? Peki, yazdıklarımız ve paylaştıklarımız sahiden değerli mi?

Siddhartha, nasıl nehri temaşa ediyorsa ben de trafiği temaşa ediyorum. Bir süre dalıp gittikten sonra soruyorum kendime: Hayatımın amacı nedir? Hayatımın nedeni nedir? Hayatımın kırılma noktaları nelerdir? Hayatımda güzel nedir? Sonu gelmeyen sorular silsilesi… Elbette inandığım değerler doğrultusunda içini dolduramadığım cevaplar veriyorum. Allah yarattı, canımı daha doğrusu emanetini (can da bana ait değil) almadığı için yaşıyorum. Fakat neden? Ne için yaşamalıyım? Bu yaşamda tutkuyla bağlanabileceğim bir şey var mı? Yine inandığım değerlerden geliyor cevap: Allah’a kulluk için. Ancak burayı anlayamıyorum. Nasıl bir kulluk? Ne yaparak? Bu içini doldurmayı başaramadığım cevaplar ne yorgunluğumu alıyor ne yarama merhem oluyor. “Nasıl bir insan olmalıyım?” diye sorarken içimden gelen Hollywoodvari bir ses hayallerinin peşinden koşmalısın diyor.

(Hayallere saldırıp, insanın hayatıyla oynayan hayâ yoksunu insanlar olmasa bu pek mümkün tabii)

Hayal ve hayat… Hayatımın amacını hayallerle belirleyip ona doğru koşmak mıydı mesele? Mesleğimi icra ederken, Cengiz Onural gibi tebessüm edebilecek miyim? Emeklilik kararından defalarca dönen Miyazaki gibi tutkuyla sarılabilecek miyim işime?

Hayalim var mı? Hayaliniz var mı? Yoksa “hayallerinin peşinden koş yoksa düşersin” diyerek sistem bizi mutsuzluğa, hüzne hatta zaman zaman psikolojik rahatsızlıklara mı sürüklüyor? Gerçi, artık her mutsuz olanın depresyonda olduğunu iddia ettiği bir çağdayız.

Hayallerim gerçek hayatla ne kadar bağlantılı. Ayakları yere basıyor mu hayallerimin? Hayaller ile hayatın bir kesişim kümesi olmalı. En azından hayali bir pergele benzetirsek, bir ucu sıkıca saplanmalı hayata o zaman diğer ucunu açabildiğimiz kadar açabiliriz. Peki, gördüklerimiz hepsi hayalse… Hayat bildiğimiz mefhum aslında hayalden ibaretse. Hayat uykudaysa ve uyanmak da kanlı canlı hayal kurmaksa… O zaman “Allah’ım sen bu yolcuyu uyandır” diyerek yana yakıla dua etmemiz gerekmez mi?

Hayata tutunabilmek için hayallere sarılacaksak bize bunu öğretmelilerdi. Hayal nasıl kurulur? Hayalin tanımı nedir? Bütün bunları öğrenmeliydik fakat öğretmediler. Doğru düzgün kuramadığımız hayallerimiz, en ufak bir problemde kırıldı. Kırık hayaller bankası, gönül dünyamızda cadde cadde sokak sokak şubeler açtı da ses etmedik.

Ve o hazin son geldi.

Hayalsiz bir nesil, hayalini kaybetmiş bir gençlik…

Şevksizliğin zevksizliğin renksizliğin ahenksizliğin adını büyümek koyduk. Olgunlaşan insanın hayalleri olmaz diye hayatı siyah beyaza çevirdik. Hayal kurma yetimizi kaybettik.

Evet, sevgili okuyucular “hayal kurmak” öldü. Onu biz öldürdük, kendi ellerimizle. Sonra da kendi ellerimizle gömdük kara aynaların arkasına. Cenaze namazını ağıtlar eşliğinde kılıp ardından after partylerde aldık soluğu.

Ancak unutmamak gerekir ki Allah’ın bir ismi de Hayy’dır. Süreklidir, ölümsüzdür, ezeli ve ebedi diri olandır, tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi olandır. Eskiler gönül yorgunluğu çekenlere Ya Hayy isminin zikrini tavsiye ederlermiş.

Hayat bulmak için hayallerimiz diriltmemiz gerekiyor. Hayalleri diriltmek için ise Ezeli ve Ebedi Diri Olan’ın kapısını çalmak lazım. Bu dünyada her ne kadar misafir olsak da misafirlik bittiği zaman elimizde anlamlı bir hikaye olsun. Sonuçta Hayy’dan gelip Hû’ya gitmiyor muyuz hepimiz…

Trafikten gelen korna sesleri beni kendime getiriyor, çayımı yudumlarken fark ediyorum ki yorgunluğum hayallerimin kanatlarına takılıp uçup gitmiş. Gözüm kafedeki bir postere takılıyor: “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen ise hayattan zevk ve lezzet alır.” Ben oraya bir de hayal kurmayı ekliyorum. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen güzel hayal kurar ve güzel hayal kuran bu hayatta huzur ve neşe bulur. Hayaliniz daim olsun.


TAGS
RELATED POSTS
2 Comments
  1. Cevapla

    Şule

    20 Mayıs 2019

    Merhabalar. Tefrikalardan beri yazılarınızı takip ediyorum ve söylemeden geçmek istemedim. Son yazılarınızda farklı bir şeyler var. O kadar etkiliyor ki beni… Tekrar tekrar okuyorum. Bazı cümleleri iliklerime kadar hissediyorum. Beni düşündürdüğünüz için teşekkür etmek istedim. Hayallerinizin ve hakkınızda hayırlı olanların daima birlik içinde olması duasıyla.

    • Cevapla

      Şahinzâde

      21 Mayıs 2019

      Uzun süredir okuduğunuz ve yorum yaptığınız için teşekkür ederim Şule Hanım 🙂

Bir Cevap Yazın

Şahinzâde
Ankara

Kalbinden aşina ol; dıştan yabancı görün Böyle güzel yürüyüş cihanda nadir bulunur.

Kategoriler
Son Yazılar
Sosyal Medya
Twitter
  • T

    Tweeted on 08:28 PM Aug 18

Teraneler Nedir?
Teraneler, modern dünyaya sıkılan bir kurşun, insanlara ise uzatılan bir demet çiçektir. Kalıplar dışına çıkmayı hedefleyen ve izahı olmayan şeylerin izahını mizahıyla birlikte yapmak, suratı asık olanlara bir tebessüm hediye etmek en büyük gayemizdir. Umutsuz, melankolik gençlere bir tokat olup onları gaflet uykusundan uyandırmak bizim görevlerimiz arasındadır. Sitenin felsefesi: “Bizi sıradanlık değil, çılgınca fikirler kurtaracak” olup kalıpları yıkmak ve sorgulamak bunu yaparken de güldürmek amacımız. Size “bırak bu teraneleri” diyenler olacak onlara aldırmayın, zira bu teraneler akl-ı selim teraneler.
Kumpanya Blogları