Denemeler

Güzelliğin Peşinde

By on 23 Kasım 2016

Güzelliğin peşinde koşmak zorundayız hiç olmadığı kadar büyük bir aşkla. İnsanların umudunun kurumaya yüz tuttuğu şu zor zamanlarda elimizde bidonlarla damacanalarla insanlara koşmalıyız.

İnsanlara “Dur bir dinle(n)!, Yavaşla!” demeliyiz sonra ellerinden tutup onlara ağaçları ve hayvanları sevmesini, gökyüzünü ve yıldızları izlemesini öğretmeliyiz. Dikilen binalar, dökülen asfaltlar her ne kadar yerle bir etse de bu güzellikleri saksıda yetişen çiçekte dahi büyük resmi göstermek zorundayız.

Siyasi kaygılardan uzak, politikanın kirlettiği ruhlardan uzak bir şekilde durmadan çabalamalıyız. Pollyanacılıkla suçlansak da hayata toz pembe gözlükle bakmakla suçlansak da güzelliğin peşinde dur durak bilmeden koşmamız lazım. Bize top tüfeklerle gelenlere karşı biz onları tebessüm bombandırmanına tutmalıyız her ne kadar zorlansak da.

Bundan seneler seneler evvel Dostoyevski haykırıyordu: “Bizi güzellik kurtaracak” diye. Yine aynı zamanda bir başkası “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen ise hayattan zevk ve lezzet alır.” diyordu. Onlardan da seneler seneler evvel Peygamber’imiz bir hadis-i şerifinde “Allah güzeldir, güzel olanı sever” buyurmuştu.

O kadar çok çirkin şeylere maruz kalıyoruz ki… İnsanın umutlarını tüketen bir bombardıman altındayız. Bu sebeple değil mi en ufak kalbimizde bir ümit yeşerten hareketleri inanılmaz bir hızla paylaşıyoruz sosyal medyada.

“İnsanlık hâlâ ölmemiş, helal olsun” derken yüzümüze bir tebessüm yayılmıyor mu en candan? Sonra tekrar dönerken kendi meşgalelerimizin başına unutuyoruz. Güzelliğin peşinde koşanları alkışlıyoruz ancak biz kendimiz oturmaya devam ediyoruz. Oturduğumuz yerden de kendimize yeni yeni şikâyetler üretip bunlarla umut tüketen bombardımana katkıda bulunuyoruz.

Oysa sonbahar biteyazarken ağaçlardan vefayı, bir çiçekten zarifliği, bir tebessümde muhabbeti görmek zor değil. Güzel bir şarkı dinlerken sadece şarkıya odaklanmak, filmi izlerken onun dünyasında bir dolaşmaya çıkmak zor değil. İnsanlara tebessüm ederek günaydın demek ufak iltifatlarda bulunmak zor değil ve mükafatı büyük. Söyleyeceğimiz tek cümle o insanın gününün bir kısmını belki tamamının iyi geçmesine vesile olacak.

Tüm bunlar olurken biliyorum bazılarınız akıllarında “Peki müzik sona erince, film bitince, sabah okul/iş için alarm çalınca, haberleri okuyunca tekrar dünyaya dönmeyecek miyiz?” sorusu var. Haklısınız bu soruyu sormakta da… Ancak burası dünya burası dûn yani aşağıda bir yerde. Esas olan bunca çirkinliğe karşı güzelliğin peşinde koşabilmekte. Murat Menteş’in dediği gibi cennete gitmenin bir yolu da etrafımızdakilere kendilerini cennette gibi hissettirebilmekte.

Sözün özü güzelliğin peşinden koşunuz tıpkı Forrest Gump gibi.

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın