Denemeler

Fanilik

By on 25 Mayıs 2019

“Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm”

Erdem Beyazıt

 

Oturduğu bankta, gökyüzünü ve ağaçları izleyip insan ilişkileri üzerine düşünüyordu. Bir insan neden bir ilişki ister? Neden istemez? İlişki insana ne ifade eder? İlişkilerin özünde yatan şey nedir? Bu tür soruları kendi kafasında sistematik bir şekilde cevaplamaya çalışıyor, etrafındaki insanların ilişkilerinden yola çıkarak bulduğu cevaplara örnekler veriyordu.

Bütün bunları düşünürken, altında oturduğu heybetli ağaçtan bir yaprak kucağına düştü. Yemyeşil olan bu yaprak ona hayat veren bütünden ayrılmıştı. Her an değişmekte olan gökyüzü, ağaçların usulca hareketi ona faniliği hatırlattı. Faniydi. Daha da ilginci ölümü ciddiye almıyordu. Cennet ve cehenneme inanıyor fakat bu inanç onu ölüme dair hazır kılmıyordu. Ölüm üzerine daha önce kılı kırk yararcasına düşünmediğini fark etti. Şu an Azrail kapısını çalsa gönül rahatlığıyla gidebilecek miydi? Gitmekten de öte bu seyahatinde anlamlı hikâyeler biriktirebilmiş miydi heybesinde?

Ölümün karşısında kendi acizliğini, bütün insanoğlunun acizliğini fark etti. Sevdiklerimizi elimizden alan ölüm, masasına kurulmuş kahvesini yudumlarken bizi bekliyordu. Ölümü bir mihenk taşı gibi kullanmaya karar verdi. Yaptıkları, konuştukları, yazdıkları, izledikleri, dinledikleri, sevdikleri, duyguları, düşünceleri, hobileri, mesleği, ilişkileri… Hepsine ölümü dikkate alan bir nazarla bakıyor ve nelerin anlamlı nelerin anlamsız olduğunu düşünmeye çalışıyordu. Her an sürenin bitebileceği bir sınavda, çözmesi gereken sorular üzerine düşünüyor, çabalıyor muydu? Yoksa soruların altında karikatür mü çiziyordu? Biraz düşündükten sonra hayatında malayani şeylerin çok fazla yer kapladığına karar verdi. Çok fazla önemsiz şeylere haddinden fazla değer verdiğini, zamanını, enerjisini, duygularını ve düşüncelerini boşa harcadığını hissetti. İlişkiler üzerine düşünürken de genç yaştaki ilişkiler için benzer şeyleri düşünüyordu. “Demek ki dünya ile kurduğumuz ilişkide de benzer sorunlar var” deyip iki düşünceyi birleştirmenin mutluluğunu yaşadı.

Fani olan bir şeye haddinden fazla değer vermek, değer verenin aleyhine sonuçlanıyordu. “Faniyim, fani olanı istemem/ acizim aciz olanı istemem” dizeleri aklına geldi. Akıllı telefonuna vakit ayırdığı kadar, boş sohbetlere vakit ayırdığı kadar Allah’a vakit ayırıyor muydu? Bu soru gönlünü yakmıştı ancak bir ferahlık da kazandırmıştı. Gönlü yanmada az da olsa derman bulmuştu.

“La havle ve la kuvvete illa billah” diyerek oturduğu banktan kalktı. Kütüphaneye doğru yürümeye başladı. Şu an için ölüm henüz onu ziyaret etmemişti fakat gelecekteki bir anda ise çoktan ölmüştü. “O zaman şu an ne yapılması gerekiyorsa onu yapmalı, anda kalmalı, kalbi uyanık tutmalı” diyerek ilerken, yaşadığı zaman çizelgesinin sonsuz anlara sahip olmasına dair düşüncelere dalmışken kütüphane önünde şiir okuyan güzel kızın güzel sesi düşüncelerini böldü.

“Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm”

Kızın okuduğu dizeler hakkında tefekkür ederken kızla bir an göz göze geldi. Sonra yürüyüp yoluna devam ederken aklından düşünceler ve dizeler geçiyordu. Dizeler ona sanki kaybettiği bir şeyi buldurmuştu. Tüm bu düşüncelerle ders çalışmaya giderken, bir önceki dizelerin “bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden/ işte yeni bir dünya Peygamber sözlerinden” olduğunu ise bilmiyordu.


TAG
RELATED POSTS
2 Comments
  1. Cevapla

    Gökçe

    27 Mayıs 2019

    “…
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
    “Bakın yaklaşıyor…” / ismet Özel
    Yüreğinize sağlık, kaleminize kuvvet.

    • Cevapla

      Şahinzâde

      27 Mayıs 2019

      Bu güzel yorumunuz ve temennileriniz için teşekkürler Gökçe Hanım 🙂

Bir Cevap Yazın