Denemeler

Bir Kırık Hava Denemesi

By on 4 Mart 2016

“Söyle bir kırık hava döneyim/ Turna uçsun içimde/ Ben seni nasıl sarıp nasıl seveyim/ Hayalimde düşümde”

Hüsnü Arkan

Ve şimdi anlıyorum şarkıların gücünü. Gücü diyorum, şarkılar zihin dünyamızı inanılmaz bir şekilde istila ediyor. Yaşamadığımız halde o duyguların etkisinde kalabiliyoruz ki hele az biraz o duygunun biraz kenarından geçmişsek şarkılar ruh ve gönül dünyamızı tarumar ediyor hanımlar beyler.

Bir veda yazısı yazmaktı niyetim. Her ne kadar sevemediysem de vedaları, vuslat için vedalara ihtiyaç olduğunun farkına vardım. Veda ettiğimiz şeylerden haşa ve kella korkmadık. Zaten sevmekten ve de zulümden korkmak bize yakışmazdı Hüsnü Ağabey’imizin de dediği gibi. Hem ki biz aşkı o öyle gürültücü yaşayanlardan da değildik. Aşkı ruhumuzda dinlendirirdik iyice demini alsın, aşkı adeta bir kor gibi içimizde gezdirirdik de ortalığı velveleye vermezdik.

Biz hüznün içindeki neşeye meftun, neşenin içindeki o naif hüzne müptela olan şiirin, güzel cümlelerin kanatlarında ufuklara yolculuk yapabilen üç-beş kişiydik. Bakmayın “di-li geçmiş zaman” kullandığıma. Hala devam ediyor yolculuğumuz. Hala güzel bir söz duyunca içim gidiyor sevgili okur, bu cümleyi de mi benden önce yazmışlar diye.

Elhamdülillah büyüttüğümüz çiçekler saksılara sığmadı. Belki evlerimize kapanıp dillere nâm salan güller yetiştiremedik ama gülün kokusunu doya doya aldık. Çok zorlandık bazen, çok yara aldık. Dünyaya gönül gözü ile bakıyorduk ve aklımızdan hile geçmiyordu. Bir cümle kurarken bin kez düşünüyor yine de derdini anlatamamaktan ölesiye korkuyorduk.

Düşüncelerimiz, duygularımız pireyi deve yapar, deve dev olur, dev de bir dağ doğurur bazen. Dağlar öyle büyür ki yol vermez olur sana. Halbuki insan yolcudur. Dağları aşar, dereleri geçer bazen çöllere düşer bazen de uçsuz bucaksız okyanuslara yelken açmak gerekir. Bu yol çetin bir yoldur. Biz hep doğru istikamette de gitmedik ki… Yeri geldi düştük, yeri geldi çamura bulandık, yeri geldi bize “vae victis” diye bağırdılar yani “veyl olsun mağluplara” Oysa bilmediler, bizim gördüğümüzü görmediler… Biz her yenilgide büyümekte olan zaferi görüyorduk.

Samimiyetsizlik bulutunu yarıp, mümkünse merhamet devrimini belki de aşk devrimini gerçekleştirmek istiyorduk. Aşk dedim ya hemen yanlış anlamayın. Aşk bir hâl olarak aşk. Ders çalışırken de aşk ile çalışmak, günaha girerken dahi bir cezbe halinde günaha girmek… Çünkü âşık olmamış insan kelektir sevgili okur. Hamdır daha. Kendi sınırlarını bilmediğinden kendini tam manasıyla tanıyamamıştır.

Anlıyorum şimdi… Mesele yolda olmaktı, varılan yerin pek bir önemi yoktu. Bazen araçları amaçla karıştırdık. Zor bir tecrübe oldu. Deniz suyundan yudumlamak içimizi yaktı ama denemeden bilemezdik. Gönül yaralarına maruz kaldık, yârin eşiğinde sustuk kaldık. Dayanamayıp candan geçmeye, uçurumdan atlamaya hazırdık. Bir buselik rüzgar yetti yetecekti. Hey gidi günler… hey gidi günler…

Sahi ben bir veda yazısı yazacaktım, hüzünlü şarkılara bir nevi veda edecektim. Lâkin kelimeler albayım, kendi yolunu kendisi çiziyor. Yine her şeyden azar azar karışık pizza tadında bir yazı oldu. Tüm bu kelimeleri boşandıktan sonra şimdi kırık hava dönüyorum. İnanır mısınız içimde turnalar uçuşuyor. Veda borcumuzu eda ediyoruz artık. En azından umudumuz o yönde vesselam.

 

*Yazı boyunca bana sesi ile eşlik eden Hüsnü Arkan’a ve yazının temelindeki bazı düşüncelerin fikir babalığını yapan Kemal Sayar’a teşekkür ederim.

TAG
RELATED POSTS
2 Comments
  1. Cevapla

    Cem Akça

    8 Mart 2016

    Güzel bir yazıydı. Hüsnü Arkan için söyleyecek söz bulmak zaten güç, harika bir ses harika bir nefes… Yeni yazılarınızı beklemekteyim.

    Saygılar

    • Cevapla

      Şahinzâde

      18 Mart 2016

      teşekkürler 🙂

Bir Cevap Yazın