Denemeler

Bazı Geceler

By on 15 Aralık 2019

Bazı geceler uykuya savaş açarsınız, uyumak istemezsiniz. Belki yatağa gidecek kadar iradeniz kalmamıştır, belki gecenin sessizliği ve dinginliği daha iyi düşünmenizi sağlıyordur. Peki, gecenin bu vakti ne düşündürür insanı? Ya Soru(n)lar ya da o garip his…

İnsanların soru(n)ları, birçok şekilde sınıflandırılsa da bu yazıda şu ayrıma dikkat çekeceğim: Suyun üstündeki sorularımız ve suyun altındaki sorularımız. Bununla ne demek istiyorum, açıklayayım…

Suyun üstündeki soru(n)larımız; genelde görebildiğimiz ve etrafımıza bahsettiğimiz şeylerdir: Mezun olunca ne yapacağım? Müdürüm neden böyle? Neden tembelim? Arkadaşım bana niye böyle davrandı? Sınavdan neden düşük aldım? vb… Bu sorunları olabildiğince net görürüz ve paylaşmakta bir beis görmeyiz etrafımızla. Kendimiz de zaman zaman düşünür, çözebileceklerimiz için eyleme geçeriz (ya da geçmeyiz/geçemeyiz); çözemeyeceklerimiz için takmamaya çalışır, görmezden geliriz (ya da gelemeyiz).

Esas bizi rahatsız eden suyun altında bulunan soru(n)larımızdır. Aklımıza her geldiğinde hasıraltı ettiğimiz sorular. Bunun birkaç sebebi olabilir; öncelikle bu soruyu sorduğumuz için kendimizi kötü bir insan gibi hissederiz. Sanki böyle bir soruyu sormak, değerlerimizle çatışır. Etrafımızın ve kendimizin olduğu kişiye yakışmayacak bir soru(n)dur bu. Bu sorunu anlatabileceğimiz ya hiç kimse yoktur ya da bir kişi vardır. Çok şanslıysanız birkaç kişi de olabilir. Eğer birkaç kişiden fazla kişiye anlatabileceğinizi düşünüyorsanız sorunuz büyük ihtimal suyun üstündeki soruna girmektedir. Diğer bir sebep de o sorunun sizi alt üst etmesidir. Ufak bir yansıması bile duygu durumunuzu değiştirirken dalıp doğrudan bakabilecek cesaretiniz yoktur. Bu tür sorular insanların hayatını rahatsız etmeye başladığında genelde profesyonel destek alırlar.

Kimi insanlar ise med-cezir halindedir. İçindeki ummanlar bir yükselip bir alçalırken bazı sorular da yer değiştirir. Sormaması gereken soruları sorar, aldığı cevaplar tatmin etmedikçe suyun üstüne çıkan soru, tekrardan suyun altına doğru ilerler. Bazı soruların etkisi o kadar büyüktür ki onların yer değiştirmesi yine içimizdeki suları dalgalandırmaya kâfi gelecektir.

İşte bazı geceler, insanlar evin geniş salonunda bir oraya bir buraya yürürken garip bir aydınlanma hissiyle dolar. Sanki daha önce bakmadığı açılardan bakabiliyordur, dalgıç gözlüğü takmıştır, tekneyle daha önce gitmediği yerlere açılmıştır… Sanki tüm evren, insanın kendi senfonisini dinlemesi için sükûta bürünmüştür. Günün yorgunluğu zihnin belli kısımlarının daha az çalışmasını sebep olduğundan beyin sanki tüm enerjisini bu dinleme faaliyetine ayırmaktadır.

İşte bu his… Bu his sizi yataktan olabildiğince uzak tutar. Bu his biraz Maslow’un doruk deneyimlerine benzer. Her şeyin yerli yerinde olduğunu hisseder ve anlarsınız. Karşınızdaki koltuğun varoluşundan tutun da geçmişinizdeki sıkıntı olayların varlığının sebeplerini idrak edersiniz. Önceden bilgi olarak bilseniz de bu sefer yaşantı olarak bilirsiniz ve aklınızın kabul ettiğini kalbiniz de kabul eder. Bu his sanki o andan itibaren her şeyin farklı olacağına dair anlık yanılsamaya sebep olur. Yarın uyandığınızda da bu hissin sizinle birlikte olacağını hissedersiniz fakat olmayacaktır. Aksine uyku düzeniniz bozulduğundan biraz pişmanlıkla uyanacaksınız hele sabah kahvaltı için birilerine söz vermişseniz ve gecenin üçünde bu satırları kaleme alıyorsanız bu biraz daha pişmanlık verecektir.

Sanıyorum tüm oklar O’nu gösteriyor eninde sonunda…

Ve (insanlar) sükûna erdiğinde geceye and olsun ki

Rabbin seni terk etmedi…

Bazen uzun uzun bir işle ilgilenirsiniz, neden niçin yaptığınızı o an siz de pek anlamazsınız hatta bu saatte bu nereden çıktı diye işi yaparken kendinize sorsanız bile yapmaya devam edersiniz size her ne kadar anlamsız, görece değersiz gelse de…

Fakat o iş belki size bir ayeti hatırlatır, gidip tefsir kitabına bakarsınız ve içinizdeki dalgaların sükûna erdiğini hissedersiniz ve gerçekten suyun altındaki ve üstündeki soru(n)ları hakkıyla bilebilecek ve çözebilecek olanı hatırlarsınız.

Belki bir sabah uykulu gözlerle uyanıp pişmanlık duymak yerine yaşadığımız o güzel hissi hatırlayıp buna değerdi diyerek güne başlamayı başarabildiğimizde, gerçekten içimizdeki ummanları temizlemek için bir adım atmış olacağız.

İnşallah.

PS: Yazım hataları için kusura bakmayın, hemen yayınlamak istedim eğer ertelersem yayınlamama ihtimalim olacağından ikinci bir okuma bile yapmadan yayınladım. Okuduğunuz için teşekkürler.

 

TAG
RELATED POSTS

Bir Cevap Yazın